Soma 4’üncü yılında: Devlet ölmüştür!



13 Mayıs 2014’te yaşanan ve 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliam dördüncü yılını geride bırakırken, ailelerin adalet mücadelesi devam ediyor


301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma’nın yıl dönümü yaklaşırken, oğlu Uğur Çolak’ı kaybeden anne Gülsüm Çolak, “İnsanı yaşat ki devletin yaşasın. Eğer insanını öldürüyorsa bir devlet, o devlet zaten ölmüştür” dedi. Somalılar, yapılacak büyük mitinge herkesi davet etti.

Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te yaşanan ve 301 madencinin yaşamını yitirdiği iş cinayeti dördüncü yılını geride bırakırken, ailelerin adalet mücadelesi ise devam ediyor. Her ayın 13’ünde “Soma için adalet” eylemi yapan aileler, her 13 Mayıs’ta ise büyük miting düzenleyerek adalet beklentilerini dile getiriyor. Cinayetten 5’i tutuklu 51 kişinin yargılandığı davada ise sona gelindi. Son duruşması 26 Mart’ta görülen davada, savcılık aralarında maden sahipleri Alp Gürkan ve Can Gürkan’ın da olduğu 7 kişi hakkında 22 yıl 6’şar ay, 11 kişi hakkında da 15’şer yıl hapis cezası istedi.

‘BAŞKA SOMALAR OLMASIN’

Soma Madenci Aileleri, Sosyal Haklar Derneği (SHD), Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) ve Soma’da bulunan sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu Miting Tertip Komitesi, bu yıl yapılacak miting öncesi hazırlıklarını tamamladı. Ege Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü (ELİ) Soma şubesi önünde düzenlenecek mitinge, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu konuşmacı olarak katılacak. Ayrıca HDP ve CHP milletvekilleri de Soma’da olacak. Mitinge çağrıda bulunan yaşamını yitiren madenci yakınları, “Başka Somalar olmasın” mesajı vereceklerini belirtti.

‘İŞVEREN VE DEVLET SORUMLU’

Faciada yaşamını yitiren Uğur Çolak’ın babası İsmail Çolak, acılarının ilk günkü kadar taze olduğunu belirterek, “Mayıs ayının gelmesi ile beraber acılarımız daha da katlanmaya başlıyor. Mayıs bizim için kanlı bir Mayıs. Yaklaşık bin 400 gün geçmekte Soma’nın üzerinden. Son yılların en büyük iş cinayetinin üzerinden. Bunun katliam olduğunu, kader fıtrat olmadığını her alanda söylemeye devam ettik, ediyoruz. Bu katliam tamamen işverenin, devletin yetkili birimlerinin ve sendikanın sorumluluğunda gerçekleşmiş olan bir işçi katliamıdır” dedi.

‘BAŞKA SOMALAR, ŞİRVANLAR YAŞANMASIN’

Soma için adalet arayışlarının sonuna gelmek üzere olduklarını hatırlatan baba Çolak, herkesi mitinge davet ederek, “301’in sadece bir rakamdan ibaret olmadığını, yaşamını yitirenlerin birer baba olduklarını, birer can olduklarını asla unutmamalarını istiyoruz. Bizim verdiğimiz adalet mücadelesi sonucunda 301’in bir tırnağını geri getirme şansımız olmadığını söyledik ve söylemeye de devam ediyoruz. Bizim bu mücadelemiz bundan sonra Somalar, Ermenekler, Şirvanlar, Zonguldaklar olmasın. Başkaları da bizim çocuklarımızın akıbetine uğramasınlar. Çünkü verdiğimiz bu mücadele sonucunda Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nden ciddi bir karar çıkarsa bunun Türkiye genelinde emsal teşkil edeceğine bizler inanıyoruz. İyi bir karar çıkması için uğraşıyoruz. Bir daha Somalar yaşanmasın diye mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz toplumsaldır. Biz kamu hizmeti yaptığımıza inanıyoruz. Çünkü işçi katliamlarının önüne geçilmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği yasalarının hayata geçirilmesini istiyoruz. Sadece sermayenin çıkarının değil işçinin de düşünülmesini istiyoruz. Bizler yandık başkaları yanmasın” diye konuştu.

‘SOMA BIRAKTIĞINIZ GİBİ’

İş cinayetinde 438 çocuğun yetim kaldığını, eş ve anne babaların acılar içinde olduğunu hatırlatan baba Çolak, “Bizim hayatımızdan çok şey gitti. Önce sağlıklarımız bozuldu. Psikolojilerimiz bozuldu. Her birimiz psikiyatri ilaçları ile yaşar vaziyete geldik. Sorumluluklarımız arttı. Soma’da ise değişen hiçbir şey yok. İlk gün bıraktığınız gibi halen acı ve kederle boğuşup yaşamı devam ettirmeye çalışıyor” diye belirtti.

‘İNSANINI ÖLDÜREN DEVLET ÖLMÜŞTÜR’

Uğur Çolak’ın annesi Gülsüm Çolak da, mahkemeden bekledikleri gibi adil bir karar çıkmayacağını gördüklerini söyledi. “Eğer Türkiye’de bir adalet varsa burada verilecek ceza bellidir” diyen anne Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz 301 için adalet Türkiye için adalet istiyoruz. Türkiye’de halen iş cinayetleri yaşanıyor. Güvenlik önlemleri alınmıyor. Bu davadan çıkacak bir karar çocuklarımızı geri getirmeyecek belki. Ama onlardan kalan çocukların yaşam haklarını, şu an çalışan işçilerin yaşam hakkını, daha güvenli çalışma haklarının olmasına yardımcı olabilir. Bir yılını doldurmadan işçileri girdi çıktı yaparak tazminatlarını ödemiyorlar. Belki de bunu yapamayacaklar. Şu çağrıyı yapıyorum ben devlete; İnsanı yaşat ki devletin yaşasın. Eğer insanını öldürüyorsa bir devlet o devlet zaten ölmüştür.”

24 HAZİRAN’DA SOMA’YI UNUTMAYACAKLAR

Yaşamını yitiren Kader Yıldırım’ın annesi Elmas Kaya da, Soma faciasının ardından tek talebinin adalet olduğunu ve faillerin hak ettikleri ceza ile cezalandırılması olduğunu dile getirdi. Kendisinin toplumun tüm kesimlerinden duyarlılık beklediğini ifade eden Kaya, “Toplumun duyarlı olmasını istiyorum. Her şeyi boş vererek yaşamanın kimseye faydası yok” diye konuştu. Mitinge katılım çağrısında bulunan Kaya, cinayetin ilk günlerinde bir madenciyi tekmeleyen Başbakanlık Danışmanı Yusuf Yerkel’in AKP’den milletvekili aday adayı olduğuna dikkat çekti. “Her zaman dediğim gibi yap kötülük, bul iyilik. Yap iyilik bul kötülük meselesidir” diyen Kaya, “Tencere-kapak misali” benzetmesi yaptı. 24 Haziran seçimlerinde kendilerinin de tüm bu yaşananları unutmayarak cevap vereceklerini belirten Kaya, mitinge katılımın Soma olmak üzere ülkenin tamamında yaşanması muhtemel iş cinayetlerini önleme amacı taşıdığını söyledi.

Mezopotamya Ajansı/Ahmet Kanbal

Ayrıca Kontrol Et

Küçük: Fiili Meşru Mücadele Yürütecek Odaklar Yaratmalıyız

1 Mayıs'ta işçi ve emekçilerin geleneksel örgütlenmelerinin çoktan dolan miadına karşı gerek sendikal gerekse siyasal alanda güven verecek, dünya gerçekliğine uygun bir militanlık ve fiili meşru mücadele hattında yürüyecek odaklar yaratmak gerektiğine dikkat çeken Alınteri yazarı Mürüvet Küçük, "Bu dönemin mücadele ruhu geri çekilmede değil, saldırıda somutlaşmaktadır. Yıllardır yaşanan geri çekilmenin yarattığı çözülme hali gücümüzü birleştirdiğimiz oranda sınıfa karşı sınıf ruhuyla yanıt verecek bir netliğe ulaşmak zorunda."