Ethem yoldaşın davasında bir kez daha temyize gidildi



Ethem yoldaşın avukatı Kazım Bayraktar, hukuk dışı kararı bir kez daha “temyiz” ettiklerini ve bu sefer dava dilekçesinde hukuk dışı bir dil kullanarak Yargıtay üyelerine doğrudan hitap ettiklerini belirtti


Haziran İsyanı’nda polis kurşunuyla katledilen Ethem Sarısülük yoldaşın avukatı Kazım Bayraktar, davada verilen hukuk dışı kararı bir kez daha “temyiz” ettiklerini açıklayarak, “Yargılama sürecinde karşılaştığımız gayrı meşru nitelikte uygulama ve kararlara karşı hukuk diliyle verdiğimiz yanıtlar sürekli siyasi bir duvara çarptı, anlamadılar.

Bu kez hukuk dışında bir dil kullanıp Yargıtay üyelerine doğrudan hitap etmeyi tercih ettik. Hukuk dışı kararın gerçek yüzünü göstermek istedik” diye belirtti.

Bayraktar’ın Yargıtay üyelerine doğrudan hitap ederek kaleme alındığını belirttiği dilekçe metnini yayınlıyoruz:

Sayın Daire Başkan ve Üyeleri,

 

Siyasi iktidarların polis gücünü halka ve bireylere karşı istedikleri gibi kullanma yolunu açık tutmaya siyaseten kararlı yargı erkiniz karşısında temyiz başvurumuzun hukuksal gerekçelerini yeniden sunmak yararsız ve gereksiz hale gelmiştir.

 

Genel olarak Ülkede, özel olarak bu davada hukukun bittiği yerdeyiz.

 

Siyasi iktidar odaklarının ordu, polis ve yargı gücünü çıkar hesaplarına göre istedikleri gibi kullanmalarının kanlı ve vahim sonuçlarına 15 Temmuz darbeleşmelerinde bir kez daha tanık olduk. İktidarı paylaşan eski dost yeni düşman güçler, cüppelerin ve üniformaların gücünü kullanarak birbirlerini öldürmede, tutuklamada ve cezalandırmada sınır tanımadılar.

 

Ancak, hak talep eden halk kesimlerine ve bireylere karşı üniformalıların silahlı şiddetini kullanmada her daim ortak ve hemfikir oldular, hukuk ve yasaların yaptırımlarına karşı birbirlerini kolladılar. Kamuoyunda adına ‘cezasızlık’ denilen, Yüksek Yargınızın şaşmadan uyguladığı politika sonucunda fiilen yargısal dokunulmazlık kazandılar.

 

Türkiye’de birçok emniyet binasında ve karakollarda duvarlara asılıdır; polisler pek severler  Napolyon’un Polis Nazırı Comte R. Fouche’un şu sözlerini:

 

‘Fahişeyi ve zina suçlarını affederim… Korkunç bir cinayetin darağacına çıkartılan failini bile affederim… Hatta ve hatta imparatoruma suikast yapanı bile bağışlarım… Sadece polise karşı geleni affetmem…
Çünkü…
Polise çevrili namlunun ağzından fırlayan kurşun hedefini bulduğu an…
Artık devlet yıkılmaya başlamış demektir…
İşte bunu affetmem…’

 

Fouch’nin bu sözleri sarfettiği yıllarda 1789’un intikamı alınıyordu Fransız halkından. Onun korkusu, diktatörlüğe karşı sokaklara çıkma cesareti kazanmış Fransız halkına yağdırılacak polis kurşunlarına aynı dilden yanıt verilmesi değildi sadece; ‘özgürlük, eşitlik, demokrasi’ sloganlarını ‘imparatoruna’ sıkılmış birer kurşun gibi algılıyordu. Kutsadığı devlet, bekçiliğini yaptığı imparatorunun kanlı bir baskı aygıtından başka bir şey değildi; Fransız halkı tarafından yıkılıp gitti.

 

Bu dava duruşmalarında defalarca sözünü ettiğimiz genel polis cinayetlerinde öldürülenlerin hiçbiri silahlı değildi. Polise tek kurşun sıkmadılar, çoğu polise mukavemet halinde bile değildi. Ama ne önemi var? Yargıtay kararları da bize önemsiz olduğunu gösteriyor. Fouche için de asıl önemli olan, polise sıkılacak kurşun değildi. Kutsal devletin kutsal polisleri, dirensin direnmesin, silahlı olsun veya olmasın halka karşı her an tetikte olmalı, arada bir insanlara kurşun sıkmalıydı ki ‘elleri soğumasın’; değil mi?

 

Devletlerin kimin elinde nasıl kullanıldıklarını gözleyip kutsal olmadıklarını anladığımızda tarih bize gösterdi ki; ‘Polisin namlusundan fırlayan kurşun’ her zaman halkı hedef aldı; çoğu zaman hak talebi için sokağa çıkan, hatta günlük yaşamı içinde yoldan geçerken kontrole takılan, polise yanlış yaptığını söyleme cesareti gösteren silahsız insanları!

 

Hep cezasız bırakıldılar; iktidarların çıkarları uğuruna yeni cinayetler işleyebilsinler diye… Ve iktidarın önde geleni, cezasızlık politikasından bir milim şaşanı şaşkına çevirmesi gereken şu sözlerle tehdit etti tüm yargı erkini:

 

‘…Silah yok, molotof kokteyli yok. Burada polisimiz vatandaşı mı öldürdü, silah mı çekti. Polisi öldürecekleri anda polis kendini savunmayacak mı? Savunacakları anda paralel yargı (adı sonradan FETÖ oldu, bildiğiniz gibi -nb) bakıyorsunuz 8 seneye mahkum ediyor…’ (06.12.2014, Başbakan Erdoğan)

 

Şaşırması gerekenler şaşırmadılar; boyun eğdiler. Yargılama yetkisi, sanık polisin talebi ve iktidarın kararıyla elinden alınan Ankara 6. ACM heyeti öyle korkmuş olmalı ki, yetkisi kesin olarak elinden alındığı, Aksaray ACM yetkili kılındığı halde; gayrı meşru, dosyasız, korsan bir duruşma yaparak sanığın tahliyesine karar verdi.

 

15 Temmuz darbeleşmesinde yenik düşenlerin hakim ve savcıları polislerin ayakları altında çiğnenirken ne hissettiler bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz ve 15 Temmuzda bir kez daha tanık olduğumuz şey en kirli çıkarların, kutsallaştırılan kutsalların arkasına gizlendiğidir.

 

Ethem SARISÜLÜK 1 Haziran 2013 günü, bir polis tarafından vurularak öldürüldü; saldırı sahnesini milyonlarca insan televizyon kanallarından izledi. Üniformalı katil uzun süre ısrarla tutuklanmadı ve sonunda Yüksek Yargınızın cezasızlık politikasıylaparaya bağlandı, katil cezasız bırakıldı. Polisi şiddet kullanmaya teşvik politikası yeni bir boyut kazandı.

 

Verdiğiniz kararlardan cesaret alan polisler Ethem SARISÜLÜK’ten bu yana 237 cinayet daha işlediler. Sokakta oynayan çocukları katlettiler.

 

Cinayetlerin çoğunda ideolojik kin ve düşmanlık hakimdi. Örneğin Dilek DOĞAN, arama yapmak için bir aile evine giren polislere ‘galoş giyin’ dediği için, evin içinde, bir polis tarafından doğrudan göğsüne ateş edilerek öldürüldü. Kemal KURKUT, bir yaz günü belden üstü çıplak olduğu halde yakın mesafeden kurşunlanarak öldürüldü. Kemal KURKUT’un vurulma anını gösteren resimleri sunuyoruz. O resimlere, ölmüş insanın üzerine doğrultulmuş silahlara iyi bakın; çok şey anlatıyorlar.

 

Yargının siyasi kararlılığı karşısında sözün de bittiği yerdeyiz!

 

SONUÇ

Temyiz yoluna başvurmanın mesleki bir zorunluluk, uluslararası hukuk yoluna başvuruda gerekli olması nedeniyle yerel mahkeme kararını temyiz ediyoruz. Dairenizin hukuksal bir karar vereceğine dair güvenimiz olduğundan değil.

 

Saygılarımızla.

24.05.2018

Av. Kazım BAYRAKTAR

Ayrıca Kontrol Et

Hiç Kimsenin Gör(e)mediği Bir İşçi Cinayeti İşlendi

Dilan Metin eşi Bulut Metin'in katledilmesine dair gerçekleri gazetemize anlattı: