Boğaziçili öğrencilerin iddianamesi kabul edildi



13’ü tutuklu 21 Boğaziçili öğrenci hakkında savcının hazırladığı iddianame kabul edildi, duruşma 6 Haziran’da


TSK’nın Efrîn işgalinin şehir merkezinin ele geçirilmesiyle derinleştiği gün bu gelişmeyi okulda lokum dağıtarak kutlayan öğrencilere karşı “İşgalin lokumu olmaz” pankartı açarak tepki gösteren devrimci-demokrat-yurtsever öğrencilerle ilgili savcının hazırladığı iddianame İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

13’ü tutuklu 21 öğrenci hakkında hazırlanan iddianameyi kabul eden mahkeme, duruşma için de 6 Haziran tarihini belirledi.

Bizzat Erdoğan tarafından hedef gösterilen Boğaziçili öğrenciler, hemen ardından gözaltına alınmış, adliyeye çıkarılacakları gün de dosya soruşturmayı yürüten savcıdan alınarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu savcısı Ergün Güçlü’ye verilmişti.

Savcı değil siyasetçi!

Güçlü’nün hazırladığı ve mahkemenin de kabul ettiği iddianame bu hızlı değişimin nedenlerini de açıkça ortaya koyuyor.

Bir hukukçu tarafından değil de siyasi iktidarın organik bir parçasınca kaleme alındığı hissedilen ve bundan da kaçınılmayan iddianame, Efrîn işgalinin siyasi savunması niteliği taşıyor.

Afrin işgali için lokum dağıtılmasını ‘barışçıl’ bir etkinlik olarak tanımlayan iddianamede, “İslam Araştırmaları Kulübü organizesinde gayet insani duygularla düzenlenen lokum dağıtımı etkinliği esnasında şüpheliler, barışçıl bir biçimde etkinlik yapan öğrencilere saldırarak fiziksel şiddet uygulamaya çalışmaları neticesinde meydana gelen arbede üzerine savcılığımızca soruşturma başlatılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Slogan ve afişler de delil sayıldı

İddianamede, lokum dağıtma eylemine tepki gösteren öğrencilerin attıkları sloganlar ve astıkları afişler de delil sayıldı. Öğrenciler, “Saray savaş halklar barış istiyor”, “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganları atarak, “İşgalin, katliamın lokumu olmaz” afişleri asmıştı.

Terör propagandasıymış!

Öğrencilerin devleti ve TSK’yi bölgede işgal gerçekleştiren gayrı meşru güç olarak gösterme çabasında olduklarını iddia eden savcı iddianamede şu ifadelere yer verdi: “Şüpheliler, TSK’yı gayrı meşru güç olarak gösterirken bölgedeki terör örgütlerinin cebir, şiddet ve tehdit kullanmadığını, mazlum olduklarını uluslararası kamuoyuna sergilemeyi amaçlamaktadır. Bahse konu olayların bir üniversite içerisinde masum bir öğrenci grup tarafından, masum duygularla gösterilen demokratik tepki olarak gösterilmesi istenmekte ise de asıl amaç bu grubun organik bağlar içerisinde olduğu terör örgütlerinin yöntemlerini meşru göstermeye yönelik kamuoyu oluşturmaya dair eylemler olduğu sabittir.”

Savcılık hazırladığı iddianamede öğrencilerin eyleminin, Anayasada sınırları ortaya konan düşünce ve ifade özgürlüğü ya da toplantı ve gösteri yapma hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği de öne sürdü. Hazırlanan iddianamede, öğrenciler PKK/KCK/YPG’yi meşru göstermekle de suçlandı.

Ayrıca Kontrol Et

MESEM: Daha Kaç Çocuğun Ölmesi Gerekecek!

Alperen Eren Ural’ın ölümüyle birlikte MESEM kapsamında çalışırken can veren çocuk öğrenci sayısı 9’a çıktı.