Kriz emekçilerin tepkileriyle “varım” diye haykırıyor



“Açım”, “geçinemiyorum” denilerek yapılan bireysel eylemler yaygınlaşıyor. Ankara’da kredi borcunu ödeyemeyen vatandaş bir bankanın bankamatiğini ateşe verdi


Kriz dönemlerinin alışık olduğumuz görüntü ve gelişmelerine her gün bir yenisi ekleniyor. Geçtiğimiz gün bankaya borcunu ödeyemeyen Malatyalı çiftçinin yanında getirdiği malları banka önüne dökerek kendini yakmaya çalışmasının ardından, Ankara’da da bir emekçi borçlu olduğu bankanın bankamatiğini ateşe verdi.

Öncesinde de benzer gelişmeler yaşanmıştı. Ocak ayında bir inşaat işçisi GEÇİNEMİYORUM diyerek Meclis önünde bedenini tutuşturmuştu. Şubat’taysa Zonguldak Ereğli’de bir emekçi borcu olduğu için kendisine kredi vermeyen bankanın camlarını taş atarak kırmıştı.

Yine geçtiğimiz günlerde bir işsiz “aç ve işsiz” olduğunu haykırarak Meclis önünde kendisini yakmaya çalışmıştı.

Örnekler çoğaltılabilir…

Bu sefer de Ankara Keçiören’de kredi borçlarını ödeyemeyen bir vatandaşın bir banka şubesinin ATM’sini yaktığına dair haberler düştü basına.

AA’nın haberine göre bankanın ATM’sini ateşe veren vatandaş bankadan çektiği 50 bin liralık krediyi ödemekte zorlandığını söyledi ve banka yetkilileri kendisine yardımcı olmadığı için sinirlendiğini, bu yüzden ATM’yi ateşe verdiğini belirtti.

AKP’li hükümet “kriz yok” dese de, Tayyip Erdoğan yaşananları ekonominin yapısal sorunlarıyla değil “Eyy finans sektörü” diye seslendiği kesimlerin komplosuyla açıklamaya çalışıp halkı bir kez daha Dolar-Euro bozdurmaya davet etse de gerçek halkın bu krizin yarattığı ekonomik yıkımı artık öfke eylemleriyle dile getirmesiyle adeta haykırıyor.

Ekonomideki gidişatı hamasetle gizlemeye çalışan hükümet aslında krizin nasıl bir çöküş biçiminde yaşanacağını öngörerek hareket ediyor. O kadar ki bir hafta önce erken seçimden bahsedenleri “vatan haini” ilan etmişken, bir hafta sonra adeta baskın bir şekilde erken seçim kararı aldılar.

Yine hamasetle gizlenemeyecek noktaya gelen kurlardaki fırlama karşısında en son “seçimden sonra radikal önlemler alacağız” diyerek seçimi neden erkene aldıklarını bizzat kendileri itiraf ettiler.

Seçimi siyasi kaygılardan azade olmak için erkene aldılar. Çünkü bizim için hazırlayıp, seçim basıncıyla yürürlüğe koyamadıkları “acı reçeteleri” devreye sokacaklar. Erdoğan da şürekâsı da bunu artık gizlemiyor, alenen ilan ediyor.

Onlar bunun hazırlığında, Haziran sonrasına kılıçları kuşanmış durumdalar. Biz bireysel öfkemizi toplumsallaştıramadığımız sürece engelsizce kılıç savuracaklar.

Ayrıca Kontrol Et

Atılan Adım, Harcanan Soluk Boşa Gider mi?

Her soluğun ve her adımın karşı konulmaz bir dönüştürücü gücü vardır. Yeter ki, biz sesimizi esirgemeyelim. Önce tüm samimiyetimizle ve bilincimizle kendimize seslenelim.