MESAM da Türkiye gibi yönetilmek isteniyor



MESAM’da ihraç edilen Arif Sağ ve ekibi yönetimi yeniden kazandı, Orhan Gencebay ise Bakanlığı bir kez daha “göreve” çağırdı


AKP’li hükümet döneminde tüm bir toplumun tek bir kalıba sıkıştırılması çalışmalarının son adreslerinden biri de Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM). İktidarın gölgesi haline gelmiş bir kültür-sanat dünyası yaratmak için neler yapılıp edildiğini biliyoruz. Bu yapılıp edilenlerin parçası olan “sanatçıların” hangi akçeli işler ve hesaplarla hareket ettiklerini tahmin etmek de güç değil. Dahası her biriyle ilgili ortaya çıkan bilgiler de bunu tahminin ötesinde hakikate dönüştürüyor.

MESAM’ın iktidarın şef değneği olacak kadar onursuzlaşmayı göze alabilecek, dahası onunla aynı pencereden bakabilecek bir grubun denetimine geçebilmesi için yapılıp edilenlere baktığımızda olup bitenlerin Türkiye’deki siyasal sürecin bir prototipi olduğunu görürüz. Oranın da çeteci-kayyımcı bir iktidar anlayışıyla yönetilmek istendiğini, ele geçirilme biçiminin bile iktidarın iktidarda kalabilmek için kullandığı yöntemlerle paralellik taşıdığını görürüz.

Mart ayı başında düğmesine basılan bu operasyonda Arif Sağ ve demokratik-ilerici kesimlerin yönetimden, dahası MESAM’dan ihraç edilmeleri için “yandaşların” özel çabasıyla Kültür Bakanlığı üzerinden denetimler başladı. Daha denetim süreci tamamlanmadan MESAM’ın mevcut yönetimi ihraç edilerek, yerine AKP yandaşlığı alenen ortada olan kayyım yönetim atandı. Olağan genel kurul da ertelenerek, 1 Haziran’a Olağanüstü Genel Kurul tarihi belirlendi.

2 gün önce gerçekleşen genel kurulun hemen arifesinde de Arif Sağ ve 45 arkadaşı mesamdan ihraç edildi. Bu yasadışı uygulamayla bu ekibin MESAM’la olan tüm ilişkisi kesilerek kurum altın tepsiyle yandaş “sanatçılara” devredilmek istendi. Fakat Olağanüstü Genel Kurul için seçilen yeni Divan Heyeti ihraç kararını kaldırdı ve bu oylamayla Arif Sağ ve arkadaşlarının salona girmesinin yolu açıldı. Seçimdeyse listesiyle girebilen Arif Sağ ekibi oy çoğunluğuyla yönetimi kazandı.

Bu gelişmeler üzerine kendileri her türlü hukuksuzluğu yapan AKP yandaşları salonu terk etti ve yapılanın yasadışı olduğunu iddia ederek, Bakanlık’ın bir kez daha sürece müdahale etmesi gerektiği çağrıları yaptılar.

Bunların başını da Orhan Gencebay çekti. Gencebay yaptığı açıklamalarda AKP’yle hemhâl oluşunun yarattığı karakter dönüşümünü-benzeşmeyi ortaya koyacak aşina argümanlarla yasadan, hukuktan, etikten, adaletten bahsetti. Bahsederken araya koyduğu “Genel kurul her şey demek değil. Ondan önce yasalar var” cümlesiyle tüm bakış açısını olduğu gibi, hangi dağlara güvendiğini de ortaya koymaktan kaçınmadı.

Buranın kendi iradesiyle düzelmeyeceğini görüyoruz. Bakanlığın yardımı lazım, yeniden el atmalı. Şu andaki en yüksek merci bakanlık. Her şeyin bakanlık nezdinde oturup konuşulması gerek. Sonrasında yeni seçim ve kurallarla yola devam edilmeli” diyen Gencebay, ele geçirmek için kolları sıvadığı MESAM’da aslında oldukça aciz bir durumda olduğunu, istese de istemese de ihraç edilen ekibin çok daha güçlü bir konumda bulunduğunu, kurumun ancak devletin tepeden müdahalesiyle ele geçirilebileceğini de söylemiş oldu.

MESAM’da yönetimi seçimle yeniden kazanan Erif Sağ ve ekibini yasadışı iş yapmakla itham edip, işi, bunun sonunun mahpus olabileceği tehdidi yollamaya kadar vardıran Gencebay, her cümlesi, her sözüyle AKP tedrisatından geçmiş bir karikatüre dönüşüyor.

Onun gibi hukuk-yasa tanımayan, istediğini istediği yasayı çıkararak hukuk-yasa çerçevesine oturtan bir yönetim anlayışını temsil ettiğini sergiledi. Çeteci bir mantıkla yönetilen devletin tüm toplumsal örgütlenme araçlarına aynen taşınmak istendiğini bizzat söyledikleriyle deşifre etmiş oldu.

Bu, Arif Sağ ve ekibinin niteliklerinden, yapıp ettiklerinden bağımsız olarak, karşımızda duran esas gerçeği ifade ediyor. Dönemin ruhunu…

Ayrıca Kontrol Et

Hiç Kimsenin Gör(e)mediği Bir İşçi Cinayeti İşlendi

Dilan Metin eşi Bulut Metin'in katledilmesine dair gerçekleri gazetemize anlattı: