Meğer zamlar ‘spekülasyon’, işsizlikse ‘iş beğenmemek’miş!



Hükümete göre zamlar spekülasyonmuş, çözümü de ithalatı arttırmakmış. İşsizlikse yokmuş, “iş beğenmemek” varmış!


AKP’li hükümet ve onun dümeninde oturan şahıslar açısından kurlardaki yükseliş de ardı ardına yağan zamlar da hatta işsizlik de aslında ya hayal ürünü şeyler ya spekülasyon ya da tembelliğin-beğenmemenin tezahürleri.

İşsiz sayısının 6 milyonu geçtiği ve hükümetin patronlara aktardığı tüm kaynaklara, bahşettiği tüm desteklere rağmen düşürülemediği gibi, durdurulamaz bir şekilde yükseldiği Türkiye’de hükümet cenahından ardı ardına gelen açıklamalar insana “bunlar nerede yaşıyor ya” sorusu dışında bir şey düşündürtmüyor.

AKP cenahından bu kervana en son Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu katıldı. Eroğlu, insanların iş beğenmediğini savunarak, ‘Türkiye’deki işsizliğin tamamı iş beğenmeyenlerden kaynaklanan işsizlik‘ diyecek bir pişkinlikle bu konuda da kendilerinin imal ettiği “gerçeği” topluma dayatmaya kalktı. Gerçek gizlenebilirmiş gibi…

Bakan Eroğlu’nun tarihe geçen o sözleri şöyle:

Bana insanlar geliyor, iş istiyor. Gazete ve matbaa işinde eleman bulunmuyor. Afyonkarahisar’da ve Türkiye’deki işsizliğin tamamı iş beğenmeyenlerden kaynaklanan işsizlik. Bunu özellikle söylüyorum. Gelsin kim istiyorsa burada, matbaada veya mermer fabrikasında çalışsın. Buradaki çağrı merkezi kaç kişi çalıştırıyor? Ama Afyonkarahisar’da iş beğenmedikleri için dışarıdan 350 kişi günlük çağrı merkezine çalışmaya geliyor. Kusura bakmayın. Ben hakikaten bazen ‘İş istiyorum’ diyenlere şaşırıyorum. Nasıl iş istiyorsun? ‘Masa başında oturacağım. Bilgisayar, telefon olsun yeter.’ Tamam da böyle bir iş yok artık. Üretmek gerekiyor. Dünyada böyle bir şey de yok. Ben bile masa başında oturmuyorum. Bakanlıktaki bütün bölge müdürleri masa başında yok. Herkes arazide. İşletme müdürüm burada. Mesai mefhumu yok.

‘Spekülasyon, çözüm de ithalatı arttırmak’

AKP’nin bakanı işsizlik sorununa bu dahiyane açıklamayla noktayı koyarken bir başka bakanı da (Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi) patates ve soğandaki dudak uçuklatıcı zamlara dair Başbakan Binali Yıldırım’la aynı telden çalarak; ekonominin güçlü olduğunu, patates-soğan fiyatlarındaki artışın tamamen spekülasyona dayandığını söyleyiverdi.

Hızını alamasa, bu işte de “FETÖ parmağı var” diyecekti ki asıl meramını yumurtlayarak spekülasyonsa onun da düğmesine basanın hükümet olduğunu ele vermiş oldu.

Meğer Zeybekçi ve hükümeti patates-soğan fiyatlarındaki bu astronomik artışı bekliyormuşçasına “ithalatın önünü açacağız” deyiverdi.

Türkiye’de gıda üretimini adeta komaya sokan neoliberal politikalarda geldiğimiz düzeyde artık en temel besin maddelerinden buğdaydan sonra patates ve soğanın da ithalata sevk edileceğinin haberi ancak böyle alengirli bir ortamda verilebilirdi!..

Tarımda daha büyük bir tasfiyeye hazırlandığını ele veren hükümet, buna da “spekülasyona izin vermeyeceğiz” gibi kullanışlı bir ambalaj giydirmeye çalışıyor anlaşılan…

Her halleriyle işçi ve emekçi düşmanı , her halleriyle ülkeyi yağmacı bir şirket gibi yöneten bu grubun artık bıktırıcı bir tekerlemeler yığınıyla fazlasıyla usandırdıklarıysa tartışılmaz bir gerçek.

Ayrıca Kontrol Et

Küçük: Fiili Meşru Mücadele Yürütecek Odaklar Yaratmalıyız

1 Mayıs'ta işçi ve emekçilerin geleneksel örgütlenmelerinin çoktan dolan miadına karşı gerek sendikal gerekse siyasal alanda güven verecek, dünya gerçekliğine uygun bir militanlık ve fiili meşru mücadele hattında yürüyecek odaklar yaratmak gerektiğine dikkat çeken Alınteri yazarı Mürüvet Küçük, "Bu dönemin mücadele ruhu geri çekilmede değil, saldırıda somutlaşmaktadır. Yıllardır yaşanan geri çekilmenin yarattığı çözülme hali gücümüzü birleştirdiğimiz oranda sınıfa karşı sınıf ruhuyla yanıt verecek bir netliğe ulaşmak zorunda."