Eroğlu Skyland şantiyesindeki berbat barınma ve beslenme sorunları



İnşaat-İş daha önce yüzlerce işçinin yemekhane boykotuyla gündeme gelen Skyland İstanbul şantiyesindeki berbat barınma ve beslenme koşullarının devam ettiğini fotoğraflarla paylaştı


İnşaat-İş, İstanbul Seyrantepe’deki Eroğlu Skyland şantiyesinde çalışan işçilerin berbat barınma ve beslenme koşullarında çalıştıklarını, bu sorunun daha önce de defalarca gündeme geldiğini, işçilerin yemekhane boykotu yaparak patronların nispi iyileştirmelere gitmesini sağladıklarını fakat özünde hiçbir değişikliğin gerçekleşmediğini işçilerin yeni aktarımları ve gönderdikleri fotoğraflarla paylaştı.

İşçilerin gönderdiği fotoğraflar yatakhanelerin her türlü hijyenden uzak olduğunu, bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olan barınma sorununun en berbat haliyle devam ettiğini açıkça gösteriyor.

Fotoğrafları gönderen sendika üyesi işçiler artık sürdürülemez olan bu koşullara karşı öfkelerini, ““Bizi hayvan yerine koyuyorlar resmen!.. Bu sorunları görmezden geldikleri apaçık ortadadır. Eğer buna çözüm bulmazlarsa yatakları ateşe verip eyleme başlarız” sözleriyle ifade ederken, sendika da bu koşulların iyileştirilmesi için her türlü eylemin gündeminde olduğunu vurguladı.

İşçilerin 3 Ağustos’ta da benzer fotoğraflar göndererek durumu teşhir ettiklerini belirten sendika, koşulları şöyle özetledi:

Eksi 5 kat yerin altında yapılan koğuşların havalandırmaları çalışmadığı için haddinden yüksek olan nem oranı ve sağlıksız-hijyenden uzak barınma koşullarının birçok böceğin üremesine neden olduğunu ve bunların işçilerin vücutlarında yaralar oluşturacak kadar ciddi bir soruna dönüştüğünü gösteriyordu o fotoğraflar. Arkadaşlarımız bu durum nedeniyle her gün en az bir işçinin hastaneye gitmek zorunda kaldığını belirtmişlerdi.

Koğuşlarda bulunan yatakların en az 3 yıllık olduğunu ve leş gibi koktuğunu belirten üyelerimiz, yeni yatak istedikleri zaman da Skyland yöneticilerinden ‘yeni yataklar istiyorsanız hesabınızdan 120 TL kesilecek’ cevabını aldıklarını aktarmışlardı. Koğuşların tam bir sığınmacı kampına döndüğünü ve insanlık dışı barınma koşullarıyla yüz yüze kaldıklarını söyleyen üyelerimiz bu koşullara karşı yeni bir direnişin zorunlu hale geldiğini vurgulamışlardı.

Sendika bu koşullara karşı o zaman da dile getirdiklerini yineleyerek şunları vurguladı:

Ekmek parası kazanabilmek için kapitalist emek sürecinde kıvranan biz inşaat işçilerinin tek sorunu emeğinin karşılığında para kazanması değildir. Aynı zamanda bu emeğin bir de sağlık ve barınma kısmı vardır.

İnşaat baronlarının para kazanma hırsı, kar etme isteği uğruna biz inşaat işçilerinin en temel ihtiyaçları göz ardı edilmekte, sadece çalışma ortamından kaynaklı değil, düzensiz ve yetersiz beslenme sonucunda da sağlıksız koşullara sürüklenerek işçi sağlığı hiçe sayılarak sağlık durumumuz görmezden gelinmektedir. İnşaatlarda çalışarak katledildiğimiz yetmezmiş gibi bir de sağlığımıza göz dikmektedirler.

Saatlerce sıcak, soğuk demeden çalıştığımız inşaatlarda bir de yemeklerin soğuk olmasını, hijyensiz şartlarda üretilmesini, bayat-küflü yemekler yemeyi, yetersiz kapasitesi olan ve dakikalarca yemek yiyebilmek için sıra beklemeyi, yediği yemekten zehirlenmeyi istemiyoruz.

Şantiyelerde barınma koşulları ise diğer bütün konularda olduğu gibi en temel insanı koşulları karşılamaktan aciz insanlık onurunu ayaklar altına alan bir haldedir.

İnsanlık dışı koşulların yanında barınma alanlarında alınmayan iş güvenliği önlemleri işçilerin can güvenliğini de direkt olarak tehdit etmektedir. Şantiye içerisinde barınmak zorunda olan çoğunluğu gurbetçi, ailesinden, memleketinden ve sevdiklerinden uzak ekmek kavgasına çıktığı uzun ve yorucu mesai saatleri sonrası zulmün birde böylesine maruz kalmaktadır.

Havasız, penceresiz, kapısız, hem depo hem yatakhane olarak kullanılan koğuşlar patronun işçiyi depoda kullandığı malzemeden ayırt etmediğinin bir göstergesi gibi.
Sıcak suyu olmayan hijyen koşullarının berbat halde olduğu hastalık saçan yetersiz duş ve tuvaletler ki ülkemiz koşullarında bunlara bile ulaşamayan işçiler vardır.

İnsanlık onurunu ayaklar altında kalmaktan kurtaracak yol ise ne devletten ne de patronlardan bir merhamet beklemek değil, inşaat işçilerinin örgütlü mücadelesinden geçmektedir.

 

Ayrıca Kontrol Et

Küçük: Fiili Meşru Mücadele Yürütecek Odaklar Yaratmalıyız

1 Mayıs'ta işçi ve emekçilerin geleneksel örgütlenmelerinin çoktan dolan miadına karşı gerek sendikal gerekse siyasal alanda güven verecek, dünya gerçekliğine uygun bir militanlık ve fiili meşru mücadele hattında yürüyecek odaklar yaratmak gerektiğine dikkat çeken Alınteri yazarı Mürüvet Küçük, "Bu dönemin mücadele ruhu geri çekilmede değil, saldırıda somutlaşmaktadır. Yıllardır yaşanan geri çekilmenin yarattığı çözülme hali gücümüzü birleştirdiğimiz oranda sınıfa karşı sınıf ruhuyla yanıt verecek bir netliğe ulaşmak zorunda."