Dersim’e sahip çıkalım!



Ankara Dersimliler Derneği, askeri operasyonlar sonucu Dersim’de çıkan orman yangınlarına ilişkin basın toplantısı yaptı


Ankara Dersimliler Derneği, askeri operasyonlar sonucu Dersim’de çıkan orman yangınlarına ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi. Saat 12:30’de Mülkiyeler Birliği’nde yapılan toplantıya, Dersim’deki yangın yerine giden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri Onur Şahin, Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz’un yanı sıra çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.
Basın toplantısında Alevi kurum ve  derneklere, demokratik kitle örgütlerine Dersim’e sahip çıkmaları çağrısı yapılırken ekolojistler de Dersim’e sahip çıkmadıkları için eleştirildi.
Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz, devletin, ormanları koruması konusundaki sorumluluğu yerine getirmesini istedi: “Devlet ormanların gözetimini yapmak zorundadır” dedi. Dersim’deki ormanların devlet tarafından ne korunduğunu ne de gözetildiğine dikkat çeken Kılavuz, “Devlet gönüllü kişilerin yangını söndürmesini de engellemektedir” diyerek şöyle devam etti: “Dersim ormanlarında yaşayan canlılarla birlikte dünyanın endemik türleri yok ediliyor. Her çatışma sonrası ormanlarımızın yakılması ve doğamızın yok edilmesi için her şey yapılmaktadır. Biz Tunceli Valisi’nin söylemlerine yabancı değiliz. Dersim halkının kültürel değerleri ve ormanlarını sahipleneceğini  burada belirtiyoruz. Tüm doğacılar ve ekolojistleri ormanlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

Dersim’in Osmanlı Devleti’nde “çıbanbaşı” olarak görüldüğü ve günümüzde bunun devam ettiğini biliyoruz diyen Kılavuz, özellikle 1994 yılından bugüne kadar ki süreçlerin hepsinde Dersim’de ormanların yakıldığını söyledi. Kılavuz, “Savaşlarda bile dokunulmazlığı bulunan ormanlarımız acımasızca yakılmaktadır” dedi.

İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da, “Dersim’de korkunç bir ayrımcılık, nefret ve ötekileştirme söylemiyle bir pratik sergileniyor. Eğer bu ülke hepimizin ise, Dersim’e sahip çıkmalıyız. Dersim’de yakılan aslında insanlık değeridir. Maalesef sadece insanlığa karşı hak ihlalleri söz konusu değil. Bu suçtur. Hem de ağır suçtur. O toprakları bombalayan kişilere söylüyorum, suç işliyorsunuz. Bunu yapmayın. Size bunu imkan kılan bir kanun yok” diye ekledi.

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen de, yangın yerindeki gözlemlerini paylaştı. Tunceli Valisi’nin talimatıyla yangın yerine ulaşmalarının engellendiğini dile getiren Bilgen şunları söyledi:

Bizler, çarşıda sadece esnafı selamlayarak minibüslere bindik. Hozat ilçesine en yakın yere gittik. İlk noktada durdurulduk ve bizlere ‘buradan geçemezsiniz’ denildi. Bu yol ne zaman kapatıldı diye sorduğumuzdaysa yolun bizim geldiğimiz gün kapatıldığını söylediler. Yani heyetimizin oraya gitmesiyle yol kapatılmış. Başka bir yola girdik. Bu sefer biz oraya gider gitmez polisler o yolu da kapattı. Biz, bir kez daha başka bir yol denedik. Bu sefer de orada bulunan askerler tarafından durdurulduk. Askerler kaymakam tarafından şehre girişimizin engellenmesi yönünde kendilerine talimat verildiğini belirtti. Bizim dışımızda tüm sivillere izin verildi, sadece konvoyumuza izin verilmedi. Yani izahı olmayan bir tablo ile karşılaştık.

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de, “Seyit Rıza çağırıyor,  Alişer çağırıyor” diyerek yangının söndürülmesi için başta Aleviler olmak üzere toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulundu. Bülbül, “Türkiye’de 1935 yılında yürürlükte olan bir Tunceli Kanunu vardı. Şu anda yaşananlar Tunceli Kanunu’nun güncellenmesidir. Konu ormandan ibaret değildir. İnsanlığa dair ne varsa yakılmakta, katledilmekte ve yok edilmektedir. Bu insanlığa karşı işlenen suçun çok üzerinde… Her türlü emanete her türlü yaşam olanağına kast eden bir şeyin adı insanlığa karşı suç olamaz” ifadelerini kullandı.

PSAKD Genel Sekteri Onur Şahin ise, “Orman yangınları devletin Dersim’in kültürünü, inancını, insanını yok etmeye çalışan sistematik politikasının devamdır. Bizim için Dersim’in her karış toprağı kutsaldır. Bizim orada kutsal değerlerimiz vardır. Devlet, Dersim’i insansızlaştırmaya çalışıyor” dedi. Dersimliler başta olmak üzere tüm kesimlerin bu anlamda mücadeleyi büyütmesi gerektiğini söyledi. Çevre mücadelesi sadece politik bağlamında kopuk olarak değerlendirilemez. Biz bazı çevre mücadelelerine başvuruyoruz. Bizler PSAKD olarak bu tahribata karşı çıkıyoruz ve bunu kabul etmiyoruz.”

Ayrıca Kontrol Et

Sonuna Kadar Gitme Zorunluluğu

Öz savunma her şeyden önce bir bilinçtir. Karşı karşıya olunan saldırının kaynağını doğru tanımlama, onu tepeden tırnağa kavrama bilincidir. Sadece bedeni değil ruhu, kişiliği ve geleceği savunma eylemidir; hayatın her alanında savaşan Kürt halkının direniş ve hesap sorma geleneğinin sürdürülmesidir