Elazığ’da Suriyelilere ‘3 gün içinde terkedin’ buyruğu



Elazığ’ın Sanayi Mahallesi’nde önceki gün başlayan Suriyeli gerilimi ve linci karşısında AKP’li Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz, Suriyelilerin mahalleyi terketmeleri için 3 gün süre verdiklerini, gitmesi gerekenlerin gideceğini söyledi


Emperyalistler ve bölge gericiliklerinin kışkırttığı savaştan kaçarak buralara gelen Suriyelilere dönük linç saldırılarının son adreslerinden biri de Elazığ olmuştu. Önceki gün akşam saatlerinde Sanayi Mahallesi’nde yaşanan bu lincin son etabı AKP’li Elazığ Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz’ın  Suriyelilerin dükkanlarını kapatarak mahalleyi terk etmesi için 3 gün süre verdiklerini açıklaması oldu.

Yanılmaz, Sanayi Mahallesi’nde dün akşam da devam eden gerici tepki üzerine mahalleye gelerek kitleyi kahvehanede topladı ve “Belediye olarak hiçbir Suriyeliye çalışma izni vermedik, vermeyeceğiz. Gitmesi gerekenler de gidecek. Kimsenin huzurumuzu bozmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

Bu sözlerin her bir kelimesi için sayısız şey söylenebilir. Fakat “gitmesi gerekenler gidecek” gibi bir vurgu yapmasının “makbul Suriyeli-makbul olmayan Suriyeli” ayrımından başka bir anlam taşımadığını söyleyerek geçiyoruz. İki yüzlü burjuva politikasının somut ifadesi… “Makbul” olanların genellikle hali vakti yerinde, AKP’yle şu ya da bu şekilde dirsek teması bulunan Suriyeliler olduğu biliniyor. Ya da ucuz işgücü olmayı kayıtsız şartsız kabul edenler…

Keza daha önce benzer açıklamalar İstanbul belediyelerinden ya da çeşitli işkollarında patronluk yapan patronlardan da gelmişti.

Elazığ’da yaşanan dehşet anları da, tepkinin insanları topraklarından göçmek zorunda bırakan politikalara ya da onları birçok amaçla kullanılacak nesneler olarak gören siyasal zihniyete değil de onca badireden geçerek kendisine bir yaşam kurmaya çalışan Suriyelilere dönmesinin ulaşabileceği boyutları göstermesi açısından uyarıcıdır.

Nüfusun neredeyse yüzde 5 oranına tekabül eden Suriyelilere dönük bu saldırganlığın toplumsal krizin doğru bir eksene oturmaması durumunda nerelere savrulabileceğinin görülmesi açısından da manidardır.

Ayrıca Kontrol Et

Öyle Bir Kavşaktayız Ki!..

Halkın öfkesi her seferinde sandıkta eritilmiş olsa da yorgunluk ve yılgınlık ağır bassa da bir şey yapmalı. Hasan Hüseyin Korkmazgil ne güzel de söylemiş “Korka korka yaşamak ne!..”