3. Havaalanı Direnişi: Ankara İHD’de basın toplantısı



İnşaat- İş Sendikası avukatlarından Kazım Bayraktar, gözaltında bulunan işçiler ve sendika temsilcileriyle görüştürülmediklerini belirterek, bazı işçilerin, İnşaat -İş Sendikası temsilcilerinin aleyhine ifadeye vermeye zorlandığını kaydetti 


İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, 3’üncü Havalimanı işçilerinin eylemine dönük saldırı ve işçilerin gözaltına alınmasına ilişkin şube binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, İnşaat- İş Sendikası Ankara Temsilcisi ve avukatları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Eşbaşkanı Nur Aytemur ve il yöneticileri ile sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

Açıklamayı yapan İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen, işçilerin yaşadıkları sorunlara dikkat çekti. Çevirmen, “20 bin işçinin çalıştığı 3. Havalimanı inşaatında güvencesiz çalışma, iş güvenlik tedbirlerinin gözetilmemesi, sağlıksız yaşam alanları, yetersiz beslenme ve yetersiz sağlık hizmetleri, şantiye içi ulaşım problemleri, ücretlerin ödenmesindeki aksaklıkların giderilmesi bir yana, daha çok mesai, daha çok sömürü dayatılarak işçinin üzerindeki yük arttırıldı” diye konuştu.

‘İŞÇİLERİN TALEPLERİ MEŞRU’

Çevirmen, şimdiye dek 400 civarında işçinin öldüğünün belirtildiği havaalanı inşaatında en son üç gün önce yaşanan servis kazası ile birlikte 17 işçinin yaralanmasının işçileri isyan noktasına getirdiğini ifade etti. Çevirmen, işçilerin taleplerinin meşru ve basit talepler olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Ancak karşılarında şirket yöneticileri yerine jandarmaları buldular. Jandarmaların koçbaşı ile yatakhane kapılarını kırarak, gaz bombalarıyla giriştiği saldırı, işçilere geri adım attıramadı. Cuma gecesi, 3. Havalimanı ihalesini alan Cengiz, Limak, Kolin, Mapa, Kalyon Ortak Girişim Grubu’nun talebiyle, jandarmalar işçilerin kaldıkları barınakları bastılar ve 543 işçiyi gözaltına aldılar.”

TALEPLERİ YERİNE GETİRİLMELİ VE SERBEST BIRAKILMALI’

İHD olarak, işçilerin insanlık dışı koşullarda çalıştırılmalarına karşı olduklarını ifade eden Çevirmen, “İşçilerin son derece haklı ve meşru taleplerinin yerine getirilmesini talep ediyoruz. Gözaltına alınanların büyük bir kısmı hala bırakılmamış ve iki işçiden haber alınamamaktadır. Haklı taleplerine rağmen darp edilerek gözaltına alınmış ve farklı yerlerde tutulan işçiler derhal serbest bırakılmalıdır” diye konuştu.

‘AZAMİ KAR, AZAMİ VAHŞET VE ZULÜM’

Ardından İnşaat-İş sendikasının avukatlarından Kazım Bayraktar söz aldı. Bayraktar, işçilerin eylemine dönük bazı gazetecilerin getirdiği yorumlara tepki göstererek, “İnşaat- İş Sendikası bu eylemi daha önceden planlamadı. Eğer planlamış olsaydı, öncelikle o işçilerin yazdıkları o talepler elle yazılmış olmazdı, bu kadar işçi gözaltına alınmazdı, bu eylem şantiyenin daha büyük bir alanına yansırdı. Dikkat ettiyseniz hepsi kendiliğinden gelişmiş. Öfke patlamasıyla işçiler bir araya gelmiş. İçinden kan damlayan bir işyeri diktatörlüğüydü. Bu iş yeri diktatörlüğüne karşı işçilerin öfkesi de büyümüştü. Yavaş yavaş kıpırdanan işçi hareketlerine baktığımızda, Türkiye’de krizle birlikte artan işçi direnişlerine bakarsak, bu eylemi çok iyi anlayabiliriz. Sermaye kesimi, işçilere karşı azami kar savaşı veriyor. Azami kar azami egemenlik gerektirir, azami zulüm, azami çirkeflik ve vahşet gerektirir. Bunların hepsi de bu siyasi iktidar da var” diye vurguladı.

‘SORUŞTURMADA NASIL BİR KOMPLO DÜŞÜNÜYORLAR’

Bayraktar, gözaltına alınan işçiler ve sendika temsilcileri ile avukatların görüştürülmediğini, sadece emniyet amirleri ve savcılıkla işveren temsilcileri ve patronların görüştüğünü söyledi. Soruşturma dosyasına dönük bir komplonun oluşturulmak istendiğine dikkat çeken Bayraktar, “Sessiz kaldığınız süreçte, avukatları görüştürmediğiniz süreçte soruşturma dosyasında neler dönüyor bize açıklayın. Bu soruşturmada nasıl bir komplo düşünüyorlar? Er geç açığa çıkacaktır. İnşaat -İş Sendikası temsilcilerinin aleyhine ifadeye zorladığınız işçiler kimler? Bunları dosya açığa çıktığında öğreneceğiz. Ama siz savcılar, emniyet amirleri, sermaye patronları, bu soruşturma dosyasını birlikte hazırlıyorsunuz” dedi.

Ayrıca Kontrol Et

Sonuna Kadar Gitme Zorunluluğu

Öz savunma her şeyden önce bir bilinçtir. Karşı karşıya olunan saldırının kaynağını doğru tanımlama, onu tepeden tırnağa kavrama bilincidir. Sadece bedeni değil ruhu, kişiliği ve geleceği savunma eylemidir; hayatın her alanında savaşan Kürt halkının direniş ve hesap sorma geleneğinin sürdürülmesidir