3. Havalimanı’nda durum: Sanki firavuna piramit örüyoruz



İnşaat-İş’e 3. Havalimanı’nda şu anda nasıl bir ortam olduğunu aktaran işçiler, “Sanki firavuna piramit örüyoruz!” diye belirttiler


İnşaat-İş, 3. Havalimanı şantiyesinde çalışan işçilerin operasyondan sonraki çalışma ortamına ilişkin anlattıklarını aktarmaya devam ediyor. Bu anlatımlarda işçiler koşullarını “sanki firavun için piramit örüyoruz” sözleriyle özetliyor:

3’üncü Havalimanı şantiyesinde hala çalışmakta olan işçi arkadaşlarımızdan bilgiler ve görseller almaya devam ediyoruz. Önceden de şantiyenin tam bir “kışlaya” çevrildiğini söylemişlerdi. Ancak işçi arkadaşlarımızla her konuştuğumuzda bu durumdan dert yanmaları ve sürekli aynı şeyi ifade etmeleri durumun vahametini gözler önüne seriyor.

 

Bir işçi arkadaşımızdan fotoğraf istediğimizde “Fotoğraf çekerken gerçekten çok zorlanıyoruz. Bir de artık telefonlarımıza da bakıyorlar” diyor. Çok sayıda gözaltı olduğu için, işçilere karakollarda çok şiddetli dayak attıkları için şu an çalışan işçilerin eylem yapmaya çekindiğini anlatıyorlar.

 

Sorunların hemen hemen hepsinin aynı şekilde devam ettiğini, yalnızca yemeklerde bir değişim olduğunu söylüyorlar. Fakat bu değişim tabii ki olumlu bir değişim değil. Zaten az gelen yemeği (örneğin 1000 işçiye 500 işçilik yemek geliyor) hala formenlerle beraber yemedikleri gibi, formenlerin yanına şimdi bir de jandarma ve polis eklenmiş. “Bu yüzden de yemek sıraları en az üç katına çıktı” diyorlar. Sıralar yemekhanenin içinde set set oluşuyor, oradan dışarı çıkıyor, yemekhanenin etrafını dolanıyor. İşçiler ise “Bir tane daha yemekhane açmak zor değil ama açmıyorlar” diyor. Daha da az yemek yiyen işçilerin bir kısmı kimi zaman zaman sıra yüzünden yemekhaneden aç çıkıyormuş.

 

İşçilerin başka bazı endişeleri de var. Bir Kürt işçi ise işçi gibi görünen sivil polisler tarafından işçilerin arasına “Bu eylemi provokatörler başlattı, havalimanının içi terörist dolu” gibi söylentiler yayıldığını anlatıyor. “Bazı arkadaşlar bu söylentilere o kadar inanıyorlar ki çektikleri eziyet umurlarında değil” diyor. “Açıkçası ırkçılığın bu kadar aşılanmış olması durumunu göz önüne alınca kimliğim gereğince korkmaya başlıyorum” diyen arkadaşımız, havalimanında sanki kimse onların seslerini duymuyormuş gibi hissettiğini “Sanki bütün dünyayla bağlantı sağlayacak bir havaalanı değil de, bütün dünyadan uzaklaştırılmış, bağımsız bir yer gibi.” sözleriyle anlatıyor.

 

Eylemlerin başlamasından önce de şantiye alanında işçi görünümlü sivil polislerin olduğunu, onları gözaltında iken polis kimlikleriyle gördüğünü anlatan işçi arkadaşlarımız, o polislerin kamptan ayrılan işçilerin de peşinde olduğunu söylüyor.

 

İstirahat ettikten sonra odalarından çıktıklarında etrafta yüzlerce polis ve jandarmayla karşılaştıklarını, hiçbir şey yapılmadığında dahi çok ağır bir psikolojik baskı altında olduklarını ifade ediyorlar.

 

En son yine şantiyede çalışmakta olan bir işçi arkadaşımızdan gelen bilgiye göre ise dün gece yine saat 03.00 sularında işçilerin koğuşlarına baskın yapıldığı yönünde. Zaten gözaltıların sürekli devam ettiğini biliyorduk.

 

3’üncü Havalimanı işçilerinin şu an için bizden ricaları, seslerini duyurmaya devam etmemiz. Bir işçi arkadaşımızın bize yazdığı mesajı aynen yayınlıyoruz:

 

Sanki bir firavun için piramit yapıyoruz. Bu piramidi yaparken hayatını kaybeden insanlar hiçe sayılıyor, ne yazık ki dışarıdaki halkın bile burada olup bitenlerden yeterince haberi yok. Bu algı değişmeli. İnsanlar bunu kabullenmiş durumda, bu bir hastalık olmuş aşılanmış durumda. Ne olursa olsun insanlar hakkını aramamın suç olmadığını ve buradaki işçilerin yaptığı tek şeyin haklarını aramak olduğunu anlamalı.”

Ayrıca Kontrol Et

Küçük: Fiili Meşru Mücadele Yürütecek Odaklar Yaratmalıyız

1 Mayıs'ta işçi ve emekçilerin geleneksel örgütlenmelerinin çoktan dolan miadına karşı gerek sendikal gerekse siyasal alanda güven verecek, dünya gerçekliğine uygun bir militanlık ve fiili meşru mücadele hattında yürüyecek odaklar yaratmak gerektiğine dikkat çeken Alınteri yazarı Mürüvet Küçük, "Bu dönemin mücadele ruhu geri çekilmede değil, saldırıda somutlaşmaktadır. Yıllardır yaşanan geri çekilmenin yarattığı çözülme hali gücümüzü birleştirdiğimiz oranda sınıfa karşı sınıf ruhuyla yanıt verecek bir netliğe ulaşmak zorunda."