Avukatlardan açıklama



3. Havalimanı işçilerinin avukatları basın açıklaması yaparak yaşanan hak ihlallerine ve gelişmelere dair bilgi verdi


3. Havalimanı direnişinde tutuklanan işçilerin avukatları bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak ve gerçekleri kamuoyuyla paylaşmak için bugün İstanbul Barosu Kültür Merkezi’nde  bir basın açıklaması yaptı.

Yapılan açıklamada öncelikle havalimanında yaşanan olaylar özetlendi. “14 Eylül saat 07.00’de yağmur altında ve çamur içinde bekleyen işçiler servislerin geç gelmesi ve yetersiz olması nedeniyle protestoda bulunarak çözümünü istemişlerdir. Ancak bu istek cevapsız kalmıştır. Bunun üzerine on bin işçi taleplerini dile getirerek yürümeye başlamıştır. İnşaat işçilerine destek olmak ve sorunlarını dinlemek için bir kısım milletvekili ve sendikacı işçilerle görüşmüştür. Jandarma biber gazıyla saldırmış ve işçiler dağılarak çalışmaya devam etmiştir. Gece 02:30 sularında TOMA ve panzerlerle işçilerin koğuş kapıları koçbaşlarıyla kırılmış, koğuşlar aranmış, jandarma ‘herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır’ diye tutanak tutmuştur”

Gözaltında hak ihlalleri

Gözaltına alınan işçilerin konteynırlarda dövülerek hakarete uğradığı; ters kelepçe takıldığı; iki parmakla duvara dayatılan işçilerin eklem yerlerinin tekmelenmesi gibi işkence yöntemlerinin uygulandığı, ailelerine haber verilmediği ve avukatlar olmaksızın ifadelerinin alındığı belirtilerek, “Gözaltında hukuksuzluk devam etmiş, hak ihlalleri yaşanmıştır” denildi.

Avukatların işçilerle görüştürülmesi engellendiği gibi, kaç kişinin gözaltında olduğu, hangi gerekçelerle gözaltı yapıldığı, soruşturmanın hangi savcı tarafından yürütüldüğü gibi soruların yanıtlanmadığı ifade edildi. Avukatlar karakola dahi alınmadıklarını, gözaltından çıkan işçilerle görüşmelerinin de engellenerek işçilerin işçi servisleriyle alelacele havalimanına götürüldüğünü ifade etti.

Bunun yanı sıra hekim muayenelerinin yapılmadığı, önceden hazırlanmış ve mühürlenmiş muayene tutanaklarının verildiği ifade edilerek hekimlerin de suç işlediği ifade edildi.

Jandarma, işveren ve taşeron yetkilileri ile işçileri sorguladı

17 Eylül akşamına kadar avukat görüşlerinin engellendiği sadece o günün akşamında birkaç işçi ile görüşmelerine izin verildiği ifade edildi. Jandarmanın avukat olmadan yaptığı ifade alma işlemine işveren ve taşeron yetkililerinin iştirak ettiği, burada işçilerin kaba dayak, tehdit ve hakarete maruz kaldığı, fotoğraflar gösterilerek yüzleştirme yapıldığı ifade edildi.

Adliyeye çıkışta da işçilerin darp edildiği ifade edilerek, avukatlara yanlış bilgiler verildiği belirtildi. 1 dava klasörünün olduğu avukatlara bildirilirken ve bu klasörün tam olarak incelenmesi engellenirken, duruşma sırasında 5 klasörün olduğu belirtildi.

Jandarmanın kırdığı kapılar delil dosyasına konuldu

Açıklamada, “Hiçbir tutuklama nedeni olmadığı halde 24 işçi tutuklanmış, 19 işçi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Dosyadaki deliler, işçilerin toplu halde durdukları, cep telefonuyla fotoğraf çektikleri, çamurlu ayak izlerinin bulunduğu arabalar ve jandarma tarafından koçbaşları ile kırılan koğuş kapılarının resimleri, eylemden sonra aralarında haberleşmek için kurmuş oldukları ve hiçbir suç unsuru bulunmayan WhatsApp kayıtlarıdır. Bu delillerin hiçbirinde tutuklamayı gerektiren bir bilgi yoktur” denildi.

Sorgu hakiminin hiçbir somut delil olmadan soyut delillerle tutuklama kararı verdiği belirtilerek, polisin kırdığı kapıların bile işçilerin suçu olarak gösterildiği ifade edildi

Medyada spekülasyon yapanlar hakkında suç duyurusu

Yapılan açıklamada medyada açıklama yapan özellikle hiçbir insani yanı kalmamış olan Akit yazarı Mehtap Yılmaz başta olmak üzere, Hıncal Uluç, Fatih Altaylı’nın işçilere yönelik iftira ve aşağılamaları hakkında yasal işlemlerin başlatılacağı ve suç duyurusunda bulunacağı ifade edildi.

Sorgu Hakimi 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin görevli hakimi değil

Sorgu hakimi olarak görevlendirilen hakimin müstemir yetkisinin olmadığı, sorgunun yapıldığı 2. Sulh Ceza Mahkemesinin görevli hakimi olmadığının tespit edildiği belirterek bu durumun sorgu sürecinde müvekkillere ve müdafilerine yaklaşımla birlikte değerlendirildiğinde yargıya bir müdahale kaygısını ortaya çıkardığını belirttiler.

İşçilerin çalışma hakkına, özgürlük ve güvenlik hakkına müdahale

Yakalama, gözaltı ve tutuklama ile işçilerin çalışma hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, avukata erişim hakkının engellendiği, tutuklanan işçilerin normalde Metris ve Maltepe cezaevlerinde tutulması gerekirken, Silivri Cezaevi’ne nakledilerek, çok sayıda cezaevinde farklı koğuşlara dağıtıldığı belirtildi.

İşçileri yalnız bırakmayacağız

İşçileri hiçbir koşulda yalnız bırakmayacaklarını, hak mücadelelerine destek olmayı cezaevi ziyaretleri, tutuklamaya itiraz, suç duyuruları ve her düzeydeki girişimle sürdüreceklerini ifade eden avukatlar,

“İşyerinde iş güvenliği başta olmak üzere çok ciddi sayıda usulsüzlükler ve ihlaller vardır. Çalışma Bakanlığı, İş Teftiş Kurulu, SGK başta olmak üzere tüm kamu kurumları veya bağımsız kurumların bu işyerindeki eksiklikleri ve usulsüzlükleri tespiti ve sorunların giderilmesi için göreve davet ediyoruz”  diyerek basın açıklamasını sonlandırdı.

 

Ayrıca Kontrol Et

Gece Kulübü’ndeki İşçi Katliamı Davası Bugün Görülüyor

Beşiktaş'ta Masquerade isimli gece kulübünde yapılan tadilat sırasında alınmayan önlemler, yapılmayan denetimler yüzünden yaşanan ve 29 işçinin ölümüne neden olan yangına ilişkin davanın ilk duruşması bugün Silivri’de görülüyor. Duruşma öncesinde patronların işçi ailelerine şikayetlerinden vazgeçmelerini “telkin” ettikleri öğrenildi