Konkordato salgını bireylere sıçradı



Ardı ardına konkordato ilan ederek krizin niteliğini deşifre eden şirketlere bu sefer de bireyler eklendi. Mersin ve Kuşadası’nda iki şahıs ödeyemediği borçları için konkordatoya gitti


Bu krizin en tipik ifadelerinden biri konkordato ilanları oldu. Hemen her gün büyük bir şirket borçlarını ödeme güçlüğü nedeniyle konkordato ilan ediyor. Büyük ayakkabı firmaları, inşaatın ağaları, tekstil devleri derken şimdiye kadar yaklaşık 3 bin firmanın konkordato ilan ettiği, bu sayının yıl sonuna kadar 5 ila 7 bine ulaşmasının beklendiği tespitleri yapıldı.

Ekonomik krizin en görünür hallerinden bir olan ve borçlarını ödeme güçlüğü çeken firmaların olası hacizlere karşı kendilerini hukuki korumaya alarak, borçlarının yapılandırılmasını sağlamak amacıyla başvurdukları konkordatonun bugünkü isimleri; inşaatın devlerinden biri olan Nuhoğlu İnşaat ve Türkiye’nin tek ahşap ayakkabı üreticisi Sabo oldu. Dün de Ceylan İnşaat konkordato ilan etmişti.

Devletin kendisinin ABD menşeyli “danışmanlık şirketi” MacKinsey’le uluslararası sermayeye güven vermek ve tıkanan borç musluklarının yeniden akmasını sağlamak amacıyla hangi vaatler ve teminatlar karşılığında olduğunu bilmediğimiz bir çeşit konkordato, dahası kayyım anlaşması imzaladığı bu koşullarda, borcun asıl sahibi olan şirketlerin konkordato ilan etmesi özünde şaşırtıcı değil.

Fakat kriz o kadar şiddetli toplumsal sonuçlar yaratıyor ki bu konkordato ilanlarına bireylerin ilan ettiği konkordatolar ekleniyor.

2001 krizinde bankalara olan borçlarını ödeyemeyen pek çok emekçi, özellikle küçük köylüler cezaevleriyle tanışmıştı. O dönemki iflaslar ve hacizlere; intihar haberleri, yaygınlaşan gasp olayları ve bir de borçlarını ödeyemedikleri için cezaevine konulan borçlular ekleniyordu. Şimdi de aynı zincir intiharlar, iflaslar ve konkordatolar biçiminde seyrediyor.

Haberler aynı zamanda borç dağları üzerinden yükselen bir ekonominin tüm yapısal zaaflarını da çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Artık devlet ve şirketlerden sonra bireylerin ilan edecekleri konkordato haberleriyle bu krizi anacağız.

Bunun ilk örnekleri de bugünkü basına yansıyan haberlere göre Mersin’de Z.Ş., Kuşadası’nda ise M.Ş. isimli şahısların konkordato ilan etmesi oldu.

Habere göre Mersin’de Z.Ş’nin başvurusunu değerlendiren mahkeme, üç ay geçici mühlet kararı verdi. Mahkeme Serbest Mali Müşavir Osman Nuri Oğuzbey’i geçici komiser olarak atadı. Konkordatonun tasdikine ilişkin davanın ön inceleme ve ilk tahkikat duruşmasının 14/12/2018 günü saat:10:00’da yapılacağı belirtiliyor.

Kuşadası’ndaki olayda ise, 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi 26/09/2018 tarihli kararına göre M.Ş. isimli vatandaş, şahıs konkordatosuna başvurdu. Vatandaşın başvurusuna mahkeme geçici mühlet kararı verdi.

Şahıs konkordatosu için atanan komiserin vatandaşı sürekli denetleyeceğini belirten avukat Cenk Söbe, “Komiseri mali durumu sürekli denetliyor, ödeme planı çıkarıyor, alacaklıların toplantıya çağrılmasını organize ediyor, alacaklılarla yapılacak pazarlıklarda bulunuyor, mahkemeye rapor sunuyor ve  bunun gibi kritik süreçleri yönetiyor” diyor.

Vatandaşın bu durumu suistimal etmesi konusunda ise Söbe, “Suistimal konusundaki dengeyi mahkeme kuracak. Çiddi olmayan ya da alacaklıları zarara uğratma kastını gören mahkeme talebi kabul etmeyecek” ifadesini kullanıyor.

Güncel Group Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Sezer, 28 Şubat 2018’de 7101 sayılı Kanu’nun 13. maddesi hükmünde yapılan değişiklikle ticaretle uğraşmayan sıradan vatandaşın da konkordato ilan edebileceğini söyleyen ilk isimlerdendi.

Ödeme sıkıntısı yaşayan vatandaşların da bu kapsama alındığını ifade eden Sezer, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebileceğini dile getirmişti.

Ayrıca Kontrol Et

Göç ve Göçmenlik: Tarih Kadar Eski Olgu

Bir yere gitmek, bir yeri gezip görmek istersiniz… Göç buna benzemez. Göç, keyif için çıkılan bir yolculuk değildir. Kimse mecbur kalmadıkça doğup büyüdüğü toprakları terk etmez, yerinden yurdundan, alıştığı ve soluk alıp verdiği, hafızasını diri tuttuğu yerden ayrılmak istemez.