Eski İngiliz diplomat: CIA Türkiye’yi tehdit etti



Eski İngiliz diplomat Craig Murray, Kaşıkçı cinayeti için hafta başında Ankara’ya gelen CIA Başkanı Gina Haspel’ın, Türkiye’yi kanıtları açıklamaması için tehdit ettiğini öne sürdü. Tehdit konusu Kanal İstanbul projesinde yenilen rüşvetler oldu.


Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ülkesinin İstanbul başkonsolosluğunda öldürülmesinin ardından Ankara-Washington-Riyad hattında yaşanan görüşme trafiğine ilişkin yeni bir iddia ortaya atıldı. Buna göre, pazartesi günü Ankara’yı ziyaret eden CIA Başkanı Gina Haspel, Donald Trump yönetiminin Ortadoğu politikasında kilit rol oynayan Suudi Arabistan aleyhindeki kanıtların açıklanmaması için Türk yetkilileri tehdit etti. Haspel’ın yanında, ‘Kanal İstanbul Projesi’nde üst düzeylerde ve çok büyük çapta yolsuzluk yapıldığına dair istihbarat dinlemelerini’ getirdiği öne sürülüyor.

İddia, eski bir İngiliz diplomat olan, istihbarat servisleriyle olan ilişkileriyle tanınan ve İngiltere’nin insan hakları politikasına tepki göstererek Dışişleri’nden ayrılıp siyasi aktivizme yönelen Craig Murray’e ait. Murray kendi internet sitesinde yayımladığı analizde, kaynaklarına dayanarak bir dizi iddiada bulunu.

‘HER BİR DETAY DOĞRU’

Analizine Türkiye’nin Kaşıkçı cinayetine dair anlatısının ‘her bir detayıyla doğru olduğunu’ belirterek başlayan Murray, “Ses ve görüntü kayıtları var” dedi; bunların, ABD, İngiliz, Rus ve Alman istihbaratının yanı sıra Türkiye ile ilişkisi bulunan veya etkili olduğu düşünülen istihbarat kurumlarıyla paylaşıldığını belirtti. “Böyle yapmayı istememelerine rağmen hiçbir Batılı ülkenin Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a destek çıkamamasının sebebi bu” dedi. Murray, kendisinin de bir videodan dondurulmuş olabilecek bazı fotoğraflar gördüğünü, bu karelerin bizzat Kaşıkçı tarafından içeri sokulmuş bir cihazdan alınmış olabileceğini yazdı.

Makalesinde Suudi Arabistan’ın başka ülkelerdeki muhaliflerini ülkeye kaçırdıktan sonra öldürme ‘geleneğinin’ yaygın olarak bilindiğini ancak Batılı ülkelerin buna bugüne dek ses çıkarmadığını yazan Murray sözü bu noktada CIA Başkanı Haspel’a getirdi. Haspel’ın CIA’in işkencelerine onay verdiğini ve 11 Eylül sonrası ABD dışındaki zanlıların kaçırılma programına şahsen nezaret ettiğini belirttikten sonra da şu iddiayı dile getirdi:

“Haspel, Erdoğan’ın konuşmasında Muhammed bin Selman’a doğrudan suçlama yöneltmesini önlemek için Donald Trump tarafından hızla Ankara’ya gönderildi. Şii Müslümanlara karşı fanatik nefreti bağlamında İsrail’le içinde bulunduğu fiili ittifak, Muhammed bin Selman’ı Trump’ın Ortadoğu politikasının köşe taşı haline getiriyor.

‘KANAL İSTANBUL’ İDDİASI

Haspel’in brifingi basitti. Yanında, Kanal İstanbul Projesi’nde üst düzey yetkililer tarafından devasa boyutta yolsuzluk yapıldığına dair istihbaratı götürdü ve Erdoğan’ın, istihbarat kurumlarının ellerindeki tüm bilgileri kamuoyuna açıklamasının iyi bir fikir olmadığını düşünebileceğini belirtti.

Erdoğan’ın konuşmasında Haspel’in müdahalesi nedeniyle kendini tutup tutmadığını bilmiyorum. Erdoğan, özellikle de telefon dinlemeleri ve katillerin doğrudan prensin ofisine yaptığı Skype aramalarına ilişkin bilgiler olmak üzere, kozlarını kendi amaçları için elinde tutmaya devam ediyor olabilir. Haspel’in brifingini güvenilir bir kaynaktan dinledim ama sonrasında kiminle görüştüğü ya da Türklerin ona ne dediği konusunda bilgi almadım. Trump’ın prensin dahli olabileceğini ima etmesinden sonra, Haspel’in Türklerin ellerinde daha da güçlü kanıtlar bulunduğuna ve bunları kullanabileceklerine ikna olduğuna ikna olmuş olması muhtemel.” 

Gazete Duvar

Ayrıca Kontrol Et

Sokak Hayvanlarına ÖteNAZİ!

Vicdan sınırlarını zorlayan yasa teklifine tutum; "vicdan", doğayla barışık kentler, hayvan sevgisini… kapsayacak bir karşıtlık kadar aynı zamanda yaratılmak istenen toplumsal cehenneme karşı siyasal bir tutum almayı da gerektiriyor.