Bu Bir Peri Masalı Değildir: Radyum Kızları



Radyum Kızları’ndan biri ölüme gitmeden önce hakime, “Şimdi kim her şeyin aynı olduğunu söyleyebilir?” diye soruyordu. Tutuklu inşaat işçileri için de aynı soruyu sormaya var mısınız?


Evvrim Kepenek/BİA Haber Merkezi

En baştan söyleyeyim, Devlet Tiyatroları tarafından Karden Kasaplar’ın yazdığı Bir Peri Masalı-Radyum Kızları isimli tiyatro oyunun sahneye aktarılmasına bir hayli şaşkınım. Yazıp yazmamak konusunda da endişelerim var. Çünkü oyun, hem savaş karşıtı güçlü mesajlar veriyor hem kadın emeği konusunda farkındalık yaratıyor hem de işçi hakları konusunda sizi koltuğunuza çiviliyor.

Hatırlatıyorum, devlet tiyatroları sahnesindesiniz.

“Ya oyunun sergilenmesine engellemeler olursa” diye endişelerimi, “Belki daha fazla insan duyar gider de hem dünün hem bugünün işçilerinin yaşadıklarından daha fazla haberdar olur” duygusu, bertaraf ediyor.

Yazının bundan sonraki kısmını bu şarkıyla birlikte okumanınızı öneririm – TIKLAYIN 

Oyunumuzun konusu özetle şöyle:

Birinci ve ikinci dünya savaşı arasında, ABD’de orduya radyumlu saatler üreten bir fabrikadaki radyum boyama işçisi kadınların hak arama mücadelesi. Marie Curie’nin buluşu,  yüzyılın en önemli keşfi olarak ortaya çıkan ve adeta bir çılgınlığa dönen radyum elementinin ışıltılı, parlak ve karanlık yüzü arasında giderek sıkışan gencecik kadınların olağanüstü değişimi ve savaşı.

Saatler parıldıyor hayatlar kararıyor

Yaklaşık iki saat 45 dakika süren oyun boyunca, Radyum Kızları’nı canlandıran oyuncular, Çiğdem Aygün, Deniz Danışoğlu, Merve Şeyma Zengin, Ezgi Erdilek, Refiye Genç, Sena Başdoğan, Tuğçe Aksum, Ebru Terzi, Esra Balaban ve  Gamze Cankara sahnede kelimenin tam anlamıyla başkalaşıyor, devleşiyor.

Radyum kimyasalını kullanarak parlattıkları saatlerin yanında kendilerinin hayatı kararırken, seyirciye geçirdikleri his öyle sahici ki…

Sessizliği kadınların hakikati bozuyor

İş buldukları için yaşadıkları sevinç, aynı anda aynı hareketleri yaptıkları iş sırasındaki eğlenceyi paylaşmaları, umutları, hayalleri ve sonunda tek tek hastalanmaları.. Sadece bir Radyum Kızı’nın olan biteni “Aslında bu peri masalı değil” diyerek anlatıcı olarak hayatta kalması..

Sanki hepsinin yaşamı ve yaşamdan koparılışının ağırlığı onun omzunun üzerindeyken seyirciye geçirdiği his. Başka birinin, “Yaşamak istiyorum” diye feryat etmesi. Bir Radyum  Kızı’nın minik kızıyla başka bir Radyum  Kızı’nın da babasıyla vedalaşması…

Oyunun en etkileyici sahnesi tüm bunların ötesindeki dava sahneleriydi diye düşünüyorum. Seslerini hiç duymadığımız hakimlerin karşısına kimi tekerli sandalyede kimi yüzünün yarısı yaralı bir şekilde geçip, “Adalet istiyoruz”, “Bize bu yaptıklarınızı herkese anlatacağız” diye isyan etmeleri, insana bugünün iş cinayetleri ve emek davalarını hatırlatıyor.

Radyumdan slikozise

Oyun, 1920’lerde yazılmasına rağmen bu kadar etkileyici olmasının nedeni, bugünün işçilerinin yaşadıkları adaletsizliklerle olan benzerliği. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin 2018 Ekim  raporuna göre, Türkiye’de, ekim ayında en az 177 işçi, 2017’de de en az iki bin altı işçi çalışırken öldü. Kot kumlamada kullanılan slikosizden dolayı ise en az 52 işçi hayatını kaybetti.

Daha geçen ay “Tahta kurusu olan yerlerde uyumak istemiyoruz” dedikleri için Dev Yapı İş Sendikası Başkanı Özgür Karabulut’un da arasında olduğu 30’u aşkın 3. Havalimanı işçisi tutuklandı. Silivri Cezaevi’nde tutulan işçilere gönderilen kitaplar da verilmedi, geri iade edildi. İşçilerin davası 5 Aralık’ta Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görülecek.

Tutuklu işçilerle dayanışmaya var mısınız? 

Radyum Kızları’ndan biri ölüme gitmeden önce hakime, “Şimdi kim herşeyin aynı olduğunu söyleyebilir?” diye soruyordu ve ekliyordu: “Cesaret, gerçekten korkmayanların uydurduğu bir masaldır. Bize cesur dediklerinde kemiklerimiz tir tir titriyordu.”

Cesaret masalları uydurmak yerine 5 Aralık’ta Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde olmaya, tutuklu işçilerle dayanışmaya var mısınız?

Oyun hakkında detaylı bilgi için – TIKLAYIN

Radyum hakkında

Radyum, 1898 yılında Fransız fizikçileri Pierre Curie ve eşi Marie Curie tarafından bulunan, atom numarası 88, atom ağırlığı 226,05 olan, 700 °C de eriyen, soğukta suyu ayrıştıran, ışın etkinliği çok bir element. Karanlıkta parıldayan bu mucizevi boya, çinko bir bileşim karıştırılmış radyoaktif radyum tuzlarından ibaretti. Oxford Üniversitesi, 1920’lerde radyumun zehirli olduğunu açıkladı. (EMK)

Evrim Kepenek

Gazeteci. İstanbul Üniversitesi Avrupa Birliği bölümünden mezun oldu, eğitimine Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde devam etti. bianetin ilk stajerlerinden. Cumhuriyet, Birgün, Taraf, DİHA ve Jin News için çalıştı. Yeşil Gazete, Journo ve sektör dergileri için yazılar yazdı. Okulun Duzi belgeselini yönetti.    

Ayrıca Kontrol Et

Küçük: Fiili Meşru Mücadele Yürütecek Odaklar Yaratmalıyız

1 Mayıs'ta işçi ve emekçilerin geleneksel örgütlenmelerinin çoktan dolan miadına karşı gerek sendikal gerekse siyasal alanda güven verecek, dünya gerçekliğine uygun bir militanlık ve fiili meşru mücadele hattında yürüyecek odaklar yaratmak gerektiğine dikkat çeken Alınteri yazarı Mürüvet Küçük, "Bu dönemin mücadele ruhu geri çekilmede değil, saldırıda somutlaşmaktadır. Yıllardır yaşanan geri çekilmenin yarattığı çözülme hali gücümüzü birleştirdiğimiz oranda sınıfa karşı sınıf ruhuyla yanıt verecek bir netliğe ulaşmak zorunda."