3. Havalimanı şantiyesinde servis çilesi…



3. Havalimanı şantiyesinde servis araçları satılarak işçilere yaşatılan bekleme çilesi adeta işkenceye dönüştü, işçiler bunu İGA patronlarının koşulları ağırlaştırarak tazminatsız şekilde işten çıkmaya zorladıkları şeklinde yorumluyor


İnşaat-İş, 3. Havalimanı’nda çalışan işçilerin insanlık dışı çalışma-barınma-beslenme ve ulaşım sorunlarını ortaya koyan videolar paylaştı. Dün, yemek yenilen alanların balçık içinde kaldığını işçilerin gönderdiği videolarla teşhir eden Sendika, bugün de servis çilesinin bu soğukta gerçek bir zulme dönüştüğünü ortaya koyan paylaşımlarda bulundu.

İşçilerin İGA patronlarının koşulları bilerek ağırlaştırıp, tazminat almadan işten çıkmalarını sağlamaya çalıştığını belirttiklerini aktaran sendika, şunları belirterek, servis çilesini gösteren bir video paylaştı:

3’üncü Havalimanı direnişiyle suçüstü yakalanan İGA patronları ve onları denetlemekle yükümlü bakanlıklardan biri olan Ulaştırma Bakanlığı işçilerin haklı olduğunu, sorunların düzeltileceğini belirttiler. Hatta birkaç göstermelik adım da atıldı. Yataklar değiştirildi, yatakhaneler ilaçlandı, servis bekleme alanları üstü kapalı hale getirildi, sözümona servisler arttırıldı.

 

Gösterişli bir törenle açılışı yapılan havalimanı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “Zafer Anıtı” olarak ilan edildikten sonra gelen haberler bu anıtın nasıl bir sömürü hırsı üzerinden yükseldiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

 

Dün işçi arkadaşlarımız yemekhane olarak kullanılan alanların çamur ve balçık içinde olduklarını gösteren bir video yollamışlardı. Sayfalarımızdan da paylaştık bu videoyu.

 

Bugün gelen başka bir video da işçi arkadaşlarımızın bitmeyen servis çilesinin bu soğuk ve yağışlı günlerde nasıl bir zulme dönüştüğünü gösteriyor.

 

Direnişten sonra yeni servis araçları satın aldığı belirtilen İGA’nın şimdi bu araçlardan 25’ini sattığı, servis beklemeyi işçi arkadaşlarımız için bilinçli olarak bir çileye dönüştürdüğünü gösteriyor.

 

Sendikamıza bilgi veren arkadaşlarımız, İGA patronlarının yemekten servise kadar hemen her konuyu bilinçli olarak çile haline getirdiğini, tazminat ödememek için işçileri işi bırakıp gitmeye zorladıklarını, şantiyede çalışan binlerce işçiyi bu şekilde fiilen işten atmayı hesapladıklarını anlattılar.

 

İşçi arkadaşlarımız bu insanlık dışı koşulların bir de ağır baskıyla birleşip, katlanılmaz hale geldiğini vurgulayarak, “Emeğimizin karşılığı olan tazminat haklarımızı almadan işten çıkmamızı istiyorlar. Burada çok yoğun bir baskı var. Kafamızı kaldıramıyoruz. Bu koşullar, dışardan güçlü bir toplumsal duyarlılık olmadıkça kolay kolay değişmez” diye belirttiler.

Ayrıca Kontrol Et

Öyle Bir Kavşaktayız Ki!..

Halkın öfkesi her seferinde sandıkta eritilmiş olsa da yorgunluk ve yılgınlık ağır bassa da bir şey yapmalı. Hasan Hüseyin Korkmazgil ne güzel de söylemiş “Korka korka yaşamak ne!..”