İZBAN grevi 4. gününde



İzban işçileri, hem yönetiminin grev kırıcılığıyla mücadele ediyor hem grevi büyütmeye çalışıyor


İzban grevi, hem İzban yönetiminin grev kırıcılığıyla mücadele ediyor hem grevi büyütmeye çalışıyor.

İzban çalışanları toplu sözleşme sürecinin uyuşmazlıkla sonuçlanmasıyla birlikte greve başladılar. İzban çalışanları greve başlamadan İzban yönetimi grev kırıcılığına soyundu ve taşeron emekli makinistleri işbaşına getirdi. Taşeron makinistlerle Sabah 06:00 ile 11:00 ve akşam ise 16:00 ile 20:00 saatlerinde Çiğli ile Havaalanı arasında 7 eğitmen ile 24 sefer yapılıyor.

Grev öncesi 269 sefer ile günde yaklaşık 300 bin kişi taşınırken şimdi ortalama 50 bin civarında insan taşınabiliyor. İZBAN bürokratları masaya oturmama tutumunu sürdürüyor. Demiryol-İş Sendikası, İZBAN’ın 4 günlük zararının 1,4 milyon TL’yi geçtiği bilgisini verdi.

Demiryol-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Hüseyin Ervüz, grev kırıcılığını engellemek için yargıya başvurduklarını belirterek “Çalıştırılan makinistler sürücü eğitmeni olarak işe alınmış taşeron işçilerdir. İş sözleşmelerine de aykırı. Bizi dost bildiğimiz insanlara düşman yapıyorlar. İş Kanunu’nun 68. maddesi grevdeki işyerlerinde taşeron işçilerle üretim yapılamayacağını ve işçi alınamayacağını belirtiyor. O nedenle biz derhal tedbir konulmasını ve bunun durdurulmasını istedik” dedi.

İzban grevinin dördüncü gününde Mezopotamya Ajansı muhabirlerine konuşan işçiler çalışma koşullarını anlattılar.

Sendikanın Şube Yönetim Kurulu üyesi Celal Dağaşan, Asgari Geçim Ücreti (AGİ) dahil aldığı maaşın 2 bin 800 TL olduğunu belirtti. Kimsenin isteyerek greve başlamadığını dile getiren Dağaşan, “Greve gitmediğimiz için her gün özlük haklarımızın ücretleri kesilecektir. Fakat her gün öleceğimize bir kere ölelim. Bu koşullar düzeltilmediği zaman çalışmanın da bir anlamı yok. Grevimiz işverene veya yolculara yapılmış bir eylem değil. Kendi geleceğimiz ve çocuklarımız için hak ekmek mücadelesi veriyoruz. İşveren açıklamaları yaptı ve basına verdiği bilgiler gerçek değildir. Biz işverenin basında abartıldığı gibi çok büyük rakamlar istemiyoruz. Bir an önce taleplerimiz kabul edilsin. Taleplerimiz kabul edilinceye kadar grevde kararlıyız. Grev bitsin İzmir halkını taşımaya devam edelim istiyoruz” dedi.

Demiryol-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Hüseyin Ervüz ise, 56 kişi asgari ücretle çalıştığını ifade ederek anlatmaya başlıyor. Grevde olanlar arasında farklı 6 meslek dalında çalışanların olduğunu söyledi. Tekniker, teknisyen, makinist, operatör ve farklı alanlardan insanların grevde olduğunu ifade eden Evrüz, grevde en yoğunlukta olanların makinistler olduğunu kaydetti. Çalışanların sabah 05:00’te işe başladığını dile getiren Ervüz, “Gece 01:00’e kadar işleri bitmiyor. Bu arkadaşlarımız dağınık çalışma düzenlerinden dolayı aile yapılarının da bozulma sebebidir. Hiç olmazsa sosyal olarak bu arkadaşlarımıza bir katkı olsun diye vardiya primi de istedik. Ancak bu taleplerimizin hiçbiri kabul edilmedi. 56 kişi asgari ücretle çalışıyor. 2017-2018 yılında işe girenler 2 bin 29 TL ücrete düştüler. Bu şekilde devam ediyor. İşveren kamuoyuna bilgilendirme mesajı atmış. Mesajda yazdığı ortalama ve en yüksek rakamlar olduğunu söylemiş. Ortalama ve yüksek nasıl bir şey oluyorsa biz de anlamadık. Ortalama diye yazdığı rakamları bizim önümüze koysunlar biz her şeyden vazgeçip sözleşmeye imzalayacağız” diye konuştu.

Grevlerinin devam edeceğini söyleyen Eryüz, “Sabah 07:00’den akşam 21:00’e kadar nöbet tutuluyor. Arkadaşlarımızla birlikte neler yapılabileceğine dair görüşmeler yapılıyor. Eylemselliği nasıl yürüteceğimizi nasıl kamuoyu oluşturacağımız kararlaştıracağız. Arkadaşlarımıza danışılmadan hiçbir eylem hayata geçirmiyoruz. Herhangi bir adım atılmazsa o zaman İZBAN’ı kapatsınlar. Önemli olan bizim direncimiz ve biz de bu direnci gösteriyoruz” dedi.

Ayrıca Kontrol Et

Sonuna Kadar Gitme Zorunluluğu

Öz savunma her şeyden önce bir bilinçtir. Karşı karşıya olunan saldırının kaynağını doğru tanımlama, onu tepeden tırnağa kavrama bilincidir. Sadece bedeni değil ruhu, kişiliği ve geleceği savunma eylemidir; hayatın her alanında savaşan Kürt halkının direniş ve hesap sorma geleneğinin sürdürülmesidir