TÜPRAŞ işçileri sendikaya tepkili, Petrol-İş ise hamaset yapıyor



6 aylık süreçten sonra sözleşmeleri YHK’da patronların dayatmalarının onaylanmasıyla biten TÜPRAŞ işçileri Petrol-İş’e tepkili; Petrol-İş ise bugün “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” cümlelerinin de olduğu hamasi bir açıklama yaptı


Yüksek Hakem Kurulu’nun (YHK) kararıyla ucuz-uzun ve esnek çalışmaya mahkum edilen, 40 yıllık çalışma düzenleri değiştirilip, kazanımları gasbedilen TÜPRAŞ işçileri, 6 aylık sürüncemeli toplu sözleşme sürecinin taraflarından patronlara, onların devletine ve örgütlü oldukları Petrol-İş’e tepkililer. Patronlar ve devletlerinin işçinin ucuzun da ucuzuna çalışması konusunda elinden geleni yaptığını düşünen işçiler bu noktada asıl olarak bu süreci anlamlı bir eylem programıyla yönet(e)meyen, kendi iç çatışma ve çatlaklarıyla boğuşurken; aynı zamanda sendikalı olmanın tarihsel anlamlarını da tasfiye eden Petrol-İş yönetimine öfkeliler.

3 yıllık sözleşme, vardiya sisteminde değişiklik ve mazeret izinlerinin azaltılması gibi dayatmalarla sonlandırılan sözleşme, son yılların en kötü sonucu olarak değerlendiriliyor.

Petrol-İş Sendikası, sürecin başından beri süreli-sadece bir bölümü kapsayan ve sembolik olmanın ötesine geçemeyen iş bırakmalar (bakım grubunda), basın açıklamaları ve yürüyüşlerin dışına çıkmadı. Süreç tıkanınca ve arabulucuya gideceği netleşince “şimdilik sadece bir bölümde süreli iş bırakmalar gerçekleştiriyoruz; ama uzlaşmaz tutum sürerse tüm bölümlerde aynı tutumu alırız” hatta “üretimi kilitleriz” dedi. Fakat ne hikmetse sürecin YHK’ya gitmesi netleşince bu lafzı bir daha etmedi. Tersine o süreçte başlayan fabrikalara kapanma (ki bazı bölümleri kapsayacak şekilde) eylemlerini de sessiz sedasız sonlandırdı. Ta ki YHK’da görüşme yapılmasından 4 gün öncesine kadar… Bu sefer de son anda yine bir bölümle sınırlı olacak şekilde fabrikaya kapanma eylemleri başlattı. İşçiler 4 rafineride 4 gün boyunca fabrikada yatıp kalktı. Polisin tehditleri de sökmedi. Ama artık iş işten geçmişti. Petrol-İş yönetiminin netlik ve kararlılıktan uzak tutumu son anda devreye sokulan bu “radikal” eyleme rağmen YHK’nın da patronların da gözünden kaçmadı ve TÜPRAŞ işçisine tarihinin en korkunç sözleşmesi dayatıldı.

İşçiler sendikaya öfkeli!

Evrensel’den Turan Kara’nın bugünkü haberinde konuştuğu işçiler de bu gerçeğin fevkalade farkında. Cuma gününden itibaren 72 saatten fazla bir süre iş yerlerini terk etmeyen işçilerin ilk tepkisi sendikacılara oldu.

5 kilometrelik yolu yürüyerek toplu şekilde fabrikayı terk eden işçiler hem Koç’lara hem de sendika merkezine tepki gösterdi. Sendikacılara istifa çağrısı da yapan işçiler, sendika genel merkez yöneticilerini başarısız sonucun sorumlusu olarak nitelendirdi. İşçiler Genel Başkan Ali Ufuk Yaşar ve Kocaeli Şube Başkanı Salih Akduman arasındaki seçim yarışının kendi geleceklerini belirlediğini, kazanmak için yeterince mücadele verilmediği ifade etti. Sonuç açıklandıktan sonra Ali Ufuk Yaşar’a telefonla bağlandıklarını dile getiren işçiler, Yaşar’ın kararın rafineri şubelerinde verildiğini, yüksek hakem toplantısında da sonucu değiştiremediklerini söylediğini belirtti.

‘Başından beri eylemleri durdurmak hataydı’

Aliağa’daki TÜPRAŞ işçileri tepkilerini şu şekilde dile getiriyor:

– Sonuçta taviz içeren bir sözleşmeye imza atılmaması doğru ama bu karar böyle çıkarsa kuzu gibi kabul edilecek olması yanlış. Sendikanın yeni planı ne, işçilerde yöneticilere karşı oluşan güvensizlik aşılabilir mi?

 

– Zorunlu bir çalışma bekliyor bizi, herkeste moral seviyesi düşük. Eğer bir şeyler değişmezse sendika samimiyetini yitirir, aşırı mutsuz bir iş yaşamı bizi bekliyor.

 

– İş barışı olmaz. Zam oranı için ülke genelinin ortalamasının üzerinde olduğumuzu değerlendirmişlerdir. Koç Holding YHK’den çıkacak sonuca güvendiği için hiç adım atmamış. Devlet vergilerimizden Koç emeğimizden kazanıyor.

 

– Yani para Koç’ta, devlette kasa boş. Onu üzecek bir şey çıkmadı YHK’den.

 

– Başından beri eylemleri durdurmak hataydı. Söyledik ama dinlemediler. Neymiş eylemle bir yere varılmazmış. Konuşarak anlayış bekleyerek geldiğimiz yer de ortada.

 

‘Genel üye toplantıları yapılarak eleştiriler alınmadı’

 

– Sendika içinde yönetimdekiler ve muhalifler ayırımı var. Genel merkez düzeyinde de şube düzeyinde de böyle. Bu konuda muhalifler de yönetimdekiler de birleştirici davranmıyor. Bu bizim enerjimizi düşüren bir seviyeye geldi. TÜPRAŞ’ta delege toplantısı yaparak karar alındığı söyleniyor ama genel üye toplantısı yapılarak, eleştirileri de dikkate alan bir yol izlenmedi. Olabilecek bütün üyeleri karar alma ve uygulama aşamasına nasıl getiririm diyen de yok. Şimdi herkes sorumluluğu birbirine atıyor. Koç böyle daha çok kazanacaktır.

Petrol-İş’ten hamasi nutuklar

İşçilerin bu tepkileri devam ederken Petol-İş Merkez Yürütme Kurulu bugün yaptığı açıklamada esip gürledi. Petrol-İş’in 2 gün sonra yaptığı ve somut tek bir şey söylemeden “TÜPRAŞ’ta, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” efelenmesinde bulunduğu açıklamada grev yasağının arkasına gizlenildi. Bu ana kadar anlamlı bir mücadele programıyla çıkarak sürecin bu şekilde sonuçlanmasında baş rolü oynayan Petrol-İş, bundan sonra mücadele ederek kaybenilen hakları geri alacağını iddia etti.

Petrol-İş açıklamasının tam metni şöyle:

Bağıtlanan sözleşme ile 2 yıllık sözleşme kapsam süresi 3 yıla çıkarılmış, vardiya sistemi değiştirilmiş ve ücret zammı YHK’nın teamüllerine de aykırı biçimde enflasyonun altında belirlenmiştir. TÜPRAŞ işçisinin kazanımlarını geriye götüren ve işverenin bazı dayatmalarının dikkate alınmasıyla hazırlandığı anlaşılan bu sözleşme hükümleri kabul edilemez! YHK, beklediğimiz üzere “hakem” rolünü oynamamış, işverenden yana bir sözleşmeye imza atmıştır.

 

Sendikamız ve üyelerimizin, toplu sözleşmenin tarafların iradesi dışında YHK eliyle bağıtlanmak istenmesine gösterdiği tepki ve itirazlara rağmen gelinen bu durum ülkemizde çalışma mevzuatının işçiler aleyhine işletildiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

 

TÜPRAŞ, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda grev yasağı bulunan işkolunda faaliyet göstermektedir. Çalışma mevzuatında korunan grev yasaklarıyla, işçinin elinden en önemli mücadele aracı olan grev alınmış ve grev yasaklı işlerde işverenlere önemli bir avantaj sağlanmıştır. Grev yasakları, işçiler üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallanmaktadır. Uluslararası normlara ve demokrasiye aykırı bu uygulama, ne yazık ki, TÜPRAŞ’ta bu dönem işveren tarafından kullanılmış ve sözleşmenin kritik idari maddelerinde bazı dayatmalarda bulunulmasıyla sözleşme süreci tıkanmıştır.

 

İşveren, TÜPRAŞ’taki grev yasağından aldığı güçle, müzakerelerde 3 yıllık sözleşme kapsam süresi, vardiya sisteminde değişiklik ve mazeret izinleri konusunda ısrarcı olmuştur. İşveren, TÜPRAŞ’ın gelenek ve kültürüne uygun davranmayarak süreci yokuşa sürmüştür.

 

Sendikamızın işçilerin kazanımlarının pazarlık konusu yapılmaması koşuluyla sözleşmenin tarafların mutabakatı ile masada bitirilmesi için gösterdiği tüm çabalar işveren tarafından dikkate alınmamıştır. Bunun üzerine TÜPRAŞ işçileri ve sendikamız, İzmit, Aliağa, Kırıkkale ve Batman Rafinerilerinde haftasonu demokratik haklarını kullanarak meşru tepkisini yaptığı eylemlerle göstermiştir.

 

Nihayetinde 1 Temmuz 2019 tarihine YHK tarafından bağıtlanan sözleşme ile süreç, TÜPRAŞ işyerinde 40 yıla uzanan köklü çalışma barışını bozacak ve işçi-işveren ilişkilerinde onulmaz hasarlar oluşturacak bir duruma taşınmıştır. Yıllardır grev yasağında bulunan TÜPRAŞ’ta ilk kez bir sözleşme, YHK tarafından imzalanmıştır. Ülkemizin en önemli ve stratejik kuruluşu olan TÜPRAŞ’ta, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, işçi-işveren ilişkilerinin karşılıklı anlayış ve güven içerisinde sürmesinin şartları artık ortadan kalkacaktır.

 

Petrol-İş, tüm organlarıyla ve dört rafineride örgütlü şubeleriyle gerekli değerlendirmeleri yapıp, bundan sonraki tavrını net, somut ve görünür şekilde ortaya koyacaktır. Sendikamız, YHK tarafından geri alınan haklarımızın telafi edilmesi için her türlü mücadeleyi verecek ve gerekli girişimde bulunacaktır. Sendikamız yeni bir mücadele süreci başlatmanın arifesindeyken işvereni de bir kez daha uyarmaktadır.

 

TÜPRAŞ’ta gelinen bu durumun sorumlusu ne alın teri dökerek fedakarca çalışan işçiler ne de sendikadır. İşletmede koşulların, çalışma barışının ortadan kalktığı bu noktaya taşınmasının sorumluluğu işverendedir. Petrol-İş, TÜPRAŞ’ta üyelerinin hak ve menfaatlerini yükseltmek için verdiği sendikal mücadelesini tüm kararlılığıyla sürdürecektir.

Ayrıca Kontrol Et

Öyle Bir Kavşaktayız Ki!..

Halkın öfkesi her seferinde sandıkta eritilmiş olsa da yorgunluk ve yılgınlık ağır bassa da bir şey yapmalı. Hasan Hüseyin Korkmazgil ne güzel de söylemiş “Korka korka yaşamak ne!..”