‘Zorla kaçırmalara son verilsin!’



Ankara’da 6 aydır haber alınamayan 6 kişiden 4’ünün gözaltında olduğunun açıklanması ve iki kişinin akıbeti konusunda bilgi verilmemesiyle ilgili İHD Genel Merkezi’nde basın toplantısı yapıldı


Ankara’da kayıp olarak bilinen altı kişiden dördünün Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde olduğu kabul edildi, iki kişiden ise haber alınmıyor. Halen kayıp olan iki kişinin akıbetinin bir an önce açığa çıkması talebiyle bugün İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi’nde basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın toplantısına İHD, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV), Ankara Tabip Odası (ATO) ile Hak İnisiyatifi’nden temsilciler katıldı.  Kaçırılan ve akıbetleri hakkında halen bilgi sahibi olunmayan Mustafa Yılmaz ile Gökhan Türkmen’in yakınları da katıldıkları toplantıda kaygılarını dile getirdi.

2019 yılı içerisinde farklı tarihlerde kaçırılan Salim Zeybek, Erkan Irmak, Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın ailelerine iki gün önce Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan telefonla sözümona GBT kontrolü sırasında yakalandıkları iletilmişti. Bugün yapılan basın toplantısında hala nerede tutuldukları bilinmeyen  Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen’in akıbeti soruldu.

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, zorla kaçırmalara bir an önce son verilmesi gerektiğini söylerken, acilen etkin bir soruşturma başlatılmasını istedi.

Türkdoğan, devlet içerisinde oluşturulan bir ekibin söz konusu kaçırma vakalarını organize ettiğini ifade ederek, “Bu ekibe bilinçli olarak dokunulmuyor. Artık bu devlet içi yapıları tasfiye etmeliler. Bir devlet açık açık bu kadar kanunsuzluk yapmamalı” dedi

İki kişinin akıbeti hala bilinmiyor

Öztürk Türkdoğan, halen Mustafa Yılmaz ile Gökhan Türkmen’den haber alınamadığını hatırlatarak “Türkiye eğer kanun devletiyse kanunlara uymalı. Yaşananların takipçisi olacağız” diyerek şunları söyledi:

Kişi özgürlüğü ve güvenliğinden yoksun bırakacak bir şekilde tehdit, baskı ve zorla kaçırma eylemi işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği ciddi bir suçtur. İnsanlığın ortak kazanımları, insan hakları sözleşmeleri ve yasal düzenlemeler; yaşam hakkı başta olmak üzere insan hakları konusunda ortak birikimi yok sayan ve ihlal eden her türlü davranışın mutlak yasak kapsamında olduğunu, bu davranışlara başvurulmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini ve devletlerin bu tür işlemleri gerçekleştiren kişiler hakkında etkili bir soruşturma yaparak hakikati ortaya çıkartmasını benimser. Mutlak yasak kapsamında olan ve ağır insan hakları ihlali anlamına gelen bu tür uygulamaların bir daha yaşanmaması için sorumlular hakkında yasal işlemleri başlatmalı ve bu ve benzeri eylemlere asla başvurulamayacağının altını çizmeli, yasadışı olan bu uygulamalara son verilmesi için gerekli çalışmaları yürütmelidir.

 

Güvenlik ve istihbarat birimleri de bu kurallardan muaf değildir ve faaliyetlerini hukuka uygun bir biçimde sürdürmelidir. Kişilerden baskı ve tehdit yöntemleriyle delil elde etme yöntemi işkence anlamına geleceği gibi tüm yasal metinlerde mutlak yasak kapsamındadır. Kamuoyuna yansıyan iddialar nedeniyle TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, işkence ve insan hakları ihlaline yol açan bütün eylemleri ortaya çıkartmak amacıyla alt komisyon kurarak istihbarat örgütlerinin faaliyetleri konusunda araştırma yapmalıdır.

 

Biz insan hakları ve sağlık kurumları olarak hakikatin ortaya çıkartılmasını, gözaltında olan kişilerle ilgili usuli güvencelerin yerine getirilmesini, kötü muamele ve işkence iddiaları nedeniyle İstanbul Protokolü’nde tanımlanan yasal, etik ve mesleki standartlara uyulmasını ve hala kendilerinden haber alınamayan Mustafa Yılmaz ile Gökhan Türkmen’in de bulunmalarını ve konunun takipçisi olacağımızı buradan duyuruyoruz.

‘Şüphelerimiz daha da arttı’

Konuşmacılar arasında yer alan akademisyen Kerem Altıparmak ise dört kişinin farklı tarih ve mekanlarda kaybolup, aynı gün ve saatte ortaya çıkmasının mümkün olamayacağını söyledi. Altıparmak ayrıca “Dört kişinin bu şekilde ortaya çıkartılmasıyla şüphe ve endişelerimizi onayladılar. Dosyalarda gizlilik kararı mevcut. Kayıp vakalarında böylesi karar verilemez. Müdafi ile görüştürmeme durumu olamaz” yorumunu yaptı.

‘Eşim nerde?’

Kaçırılan Mustafa Yılmaz’ın eşi Sümeyye Yılmaz ise 163 gündür bekleyiş içerisinde olduğunu söyleyerek “Eşimin yaşayıp yaşamadığını bilemiyorum. Ben de yaşayan ölü gibiyim. 4 Kişi ortaya çıktıktan sonra endişem daha çok arttı. Beklemenin acısı çok zor. Herkesi bu insanlık suçuna duyarlı olmaya çağırıyorum” dedi.

Ayrıca Kontrol Et

Atılan Adım, Harcanan Soluk Boşa Gider mi?

Her soluğun ve her adımın karşı konulmaz bir dönüştürücü gücü vardır. Yeter ki, biz sesimizi esirgemeyelim. Önce tüm samimiyetimizle ve bilincimizle kendimize seslenelim.