Cargill direnişi İstanbul’a taşınıyor



Yaklaşık bir buçuk yıldır sendikalı olarak işe geri dönme talebiyle direnen Cargill işçileri, kazandıkları işe iade davasının temyize götürülmesi üzerine daha önce de belirttikleri gibi direnişlerini şirketin İstanbul’daki merkezi önüne taşıyorlar


Cargill direnişçileri işe iade davasını kazanmalarına rağmen sendikalı olarak işe geri alınmamaları halinde direnişlerini şirketin İstanbul’daki genel merkezi önüne taşıyacaklarını açıklamışlardı. Uzun soluklu bir direnişi, işçi sınıfının sabırlı duruşuna uygun olarak kesintisizce sürdüren işçiler, kazandıkları işe iade davasının Cargill tarafından temyize götürmesi üzerine belirttikleri gibi direnişlerini İstanbul’a taşıyorlar. Daha önce de şirketin İstanbul Ataşehir’deki genel merkezi önüne gelen işçiler, 20 Ağustos’ta “geri dönmemek” üzere İstanbul’a geliyorlar.

Tekgıda-İş Sendikası’nda örgütlendikleri için çeşitli bahaneler yaratılarak işten atılan işçiler, bir buçuk yıldan fazla bir zamandır çalıştıkları fabrikanın önünde kurdukları direniş çadırıyla “sendikalı olarak geri döneceğiz” kararlılıklarını göstermişlerdi.

Davalarının işe iade edilmeleri ve tazminat ödenmesi yönünde sonuçlanmasının ardından işe geri dönene kadar direnişlerini sürdüreceklerini vurgulamıştı. Son olarak Cargill yönetimi, davayı temyiz etti. Bunun üzerine açıklama yapan işçiler, direnişlerini 20 Ağustos Salı günü, Ataşehir’de bulunan Cargill Genel Merkezi önüne taşıyacaklarını açıkladı.

“Gemileri yaktık geri dönüş yok”

İşçiler adına açıklama yapan Tekgıda-İş uzmanı Suat Karlıkaya, Cargill’in istinaf mahkemesine başvurduğunu belirtilerek şöyle konuştu:

Biz bu yoldan dönmeyeceğiz, dönmeye de niyetimiz yok. Ve biz artık Cargill direnişini İstanbul’a taşıyacağız. Bunu herkes bilsin. 20 Ağustos 2019 Salı günü Cargill işçileri olarak Paladium Tower’daki Cargill Genel Müdürlüğü önündeyiz. Bizim orada kalacak yerimiz yok. Biz orada sokaklarda yatıp, hakkımızı alana kadar İstanbul’da kalacağız.

Ayrıca Kontrol Et

Atılan Adım, Harcanan Soluk Boşa Gider mi?

Her soluğun ve her adımın karşı konulmaz bir dönüştürücü gücü vardır. Yeter ki, biz sesimizi esirgemeyelim. Önce tüm samimiyetimizle ve bilincimizle kendimize seslenelim.