KESK: Emekten yana demokratik halk bütçesi!



KESK tüm illerde maaş bordolarını yakarak “2 Aralık Cumartesi günü İstanbul ve Diyarbakır’da hayata geçireceğimiz mitinglerle emeğimize, ekmeğimize, geleceğimize, bütçe hakkımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz” denilerek “insanca bir yaşam için sermayeye değil emekçilere bütçe” vurgusu yapıldı


Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) bugün 81 ilde yaptığı eylemlerde maaş bordrolarını yaktı, 2 Aralık’ta İstanbul ve Diyarbakır’da yapılacak mitinglere katılım çağrısında bulundu.

Ankara Sakarya Meydanı’nda yapılan eylemde “İnsanca bir yaşam için sermayeye değil emekçiye bütçe” denildi, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de eylemde kısa bir açıklamada yaparak 2024 yılı bütçe taslağının Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda olduğunu hatırlatarak, emekçileri doğrudan ilgilendiren bütçe yapım sürecinin emekçilerden kaçırıldığını belirtti. Bütçeden önce açıklanan planlar ve yapılan açıklamalarla birçok kazanılmış hakkın gaspının hedeflendiğini ifade eden Bozgeyik, “Güvenlikçi, militarist, eril bütçe yerine emekten yana, halktan yana bir bütçe” diye vurguladı.  

Ortak basın metnini okuyan KESK Ankara Dönem Sözcüsü İbrahim Kara, iktidarın kitlelere yıllarca “2023’te kişi başına milli gelir 25 bin dolar olacak, işsizlik %5’e, enflasyon tek basamaklı rakamlara inecek. Türkiye dünyada ilk 10 ekonomi arasına girecek” masalını pazarladığını belirterek gerçekte nasıl bir tabloyla karşı karşıya olduğuna dair bir özet yapıldı.

İşsizlik, yoksulluk, enflasyon, ağır vergiler, borçlanma vs. ile emekçilerin mahkum edildiği koşulların özetlenmesiyle çizilen tablo “Saldırı dalgası bugün Orta Vadeli Program, Kalkınma Planı ve bütçe kanun teklifinden oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni ile sürüyor” sözleriyle tamamlandı.

Açıklamada sözü edilen “Bermuda Şeytan Üçgeni”yle nelerin kastedildiği şöyle özetlendi:

Ücretlerimizi-maaşlarımızı gerçekleşen enflasyona göre değil, hedeflenen enflasyona göre artırmayı, böylece enflasyon farkı ödemesini kaldırmayı hedefliyorlar.

Emekli olma yaşını yükseltmek, emekli aylıklarını daha da düşürmek istiyorlar.

Sosyal harcamalara, eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerine yapılan harcamaları daha da kısmayı, özelleştirmeleri tüm hızlıya sürdürmeyi hedefliyorlar.

‘Vergi reformu’ adı altında çalışanlara ve halka daha çok vergi, ‘esnek çalışma’ adı altında daha çok sömürü dayatmak, kıdem tazminatını ortadan kaldırılmak istiyorlar.

Bütçe teklifine göre önümüzdeki yıl her 100 TL’lik giderin 89 TL’sinin vergilerden karşılanacağı belirtilen açıklamada bu vergilerin asıl kaynağının hak olduğu kaydedildi ve şöyle devam edildi:

*Merkez Bankası 10 gün önce 2024 için enflasyon tahminini %36’ya çıkardı. Milyonlarca kamu emekçisine 2024 yılı için hedeflenen enflasyon oranın 11 puan altında maaş artışı dayatıldı. Ama bütçe kanun teklifi ile toplanacak vergiler geçen yıla göre tam %132 artırılıyor.

*ÖTV %175, büyük bölümü bizim maaşlarımızdan-ücretlerimizden kaynakta kesilen Gelir Vergisi %140, KDV %120, Damga Vergisi %160, Şans Oyunları Vergisi tam %320 artırılıyor.

*Buna karşın, devlet toplayacağı her 100 TL verginin 25 TL’sinden vergi harcaması adı altında sermaye, patronlara getirdiği muafiyet ve istisnalarla vazgeçiyor.

*Ayrıca 100 TL’lik kurumlar vergisinin 20 TL’si de Merkez Bankası, kamu bankaları ve TPAO, BOTAŞ, Elektrik Üretim A.Ş. gibi KİT’ler tarafından karşılanıyor.

*Kısacası halk, çalışanlar vergi yükü altında ezilirken koca koca holdingler, şirketler, firmalar çalıştırdıkları asgari ücretli kadar dahi vergi ödemeyecek.  

Büyük bölümü emekçilerin sırtına yüklenen vergilerle oluşturulan bütçenin nereye ve kimlere harcanacağı şöyle özetlendi:

Toplanacak her 100 TL verginin:

*17 TL’si iktidarın yurt dışından ve içinden aldığı borçların sadece faiz ödemesine,

*16 TL’si savunma ve güvenlik harcamalarına,

*5 TL’si “teşvik” olarak büyük patronlara, sermayeye

*3 TL’si hizmet alsak da almasak da müşteri garantili şehir hastanelerine, yol, köprü, havaalanı, tünel inşaatı müteahhitlerine gidecek.

*2006 yılında %40 olan genel kamu hizmetlerine ayrılan pay ise bu bütçede %29’a indiriliyor.

*Üstelik eğitime ayrılan bütçenin bir bölümü CEDES gibi projelerle tarikatlara, cemaatlere, hısım akraba çevresinin kurduğu vakıflara, Diyanete aktarılacak.  

*Sağlığa ayrılan bütçenin 84 Milyar TL’si yani günlük 229 milyonu hasta garantisi verilen şehir hastanelerine gidecek.

*Değerli Dostlar; kısacası bütçeden aslan payı ne eğitime ne sağlığa gidecek.

*Çünkü aslan payı istisna, muafiyet, teşvik olarak sermayeye, patronlara gidecek.

*Ülkenin ekonomisini göz göre göre çökertenlerin yarattığı borçların faizine gidecek.

*Savunma ve güvenlik adı altında silahlanmaya gidecek.

*Bütçeden milyonları yakından ilgilendiren sorunlara ayrılan pay ise tirajı komik seviyelerde kalacak.  

Çünkü toplanacak her 100 TL verginin sadece:

*4 TL’si yoksullukla mücadeleye

*4 TL’si tarım ve ormancılığa

*3 TL’si istihdama,

*2,7 TL’si hukuk ve adalete.

*Sadece 400 kuruşu kırsal kalkınmaya, 360 kuruşu çocukların korunmasına ayrılıyor.

*Toplanacak her 100 TL verginin sadece 120 kuruşu bağımlılıkla mücadeleye, 53 kuruşu ise kadının güçlendirilmesine ayrılıyor.

Öte yandan vergilerdeki fahiş artışa rağmen bütçe 2 trilyon 652 milyar TL açık veriyor.

Ne yazık ki hala ‘hükümet yerel seçimlere giderken kesenin ağzını açacak, maaşları, ücretleri enflasyonun üzerinde arttıracak’ diyenler var.  

Oysa bu iktidar yıllardır ne zaman kaşıkla verse kepçe ile geri aldı.

Son seçimden hemen sonra okul öncesi eğitimdeki bir buçuk milyon öğrencinin 1 öğün ücretsiz yemeğini bile kesenlerin yerel seçimlerden sonra ne yapacağını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek var mı?

İktidarın bu şekilde hazırladığı bütçeyi kabul etmeyecekleri belirtilen açıklamada halktan, emekten yana bir bütçe için şunlar ifade edildi:

*Öncelikle bütçe hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.

*Vergide adalet istiyoruz. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını istiyoruz.

*Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine, özelleştirme soygununa son verilmesini istiyoruz.

*Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını istiyoruz.

*Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini istiyoruz.

*Başta depremzedeler ve öğrenciler olmak üzere tüm dar gelirlilere kamusal, güvenli ve sağlıklı barınma olanaklarının sağlanmasını istiyoruz.

*Eğitimin her kademesindeki çocuklarımız için 1 öğün ücretsiz, sağlıklı yemek istiyoruz.

*Emeğe kölelik dayatan politika ve uygulamalara son verilmesini istiyoruz.

*İnsanca yaşamaya yetecek, yoksulluk sınırı üzerinde bir ücret istiyoruz.

*Bütçeden engellilere yönelik kamu hizmetlerinin geliştirilmesi için ayrılan payın arttırılmasını, kamuda engelli istihdamının arttırılmasını istiyoruz.

*Yoksulluğu önleyici, dar gelirlileri koruyucu tedbirlerin hayata geçirilmesi için Temel Gelir Güvencesi istiyoruz.

Ayrıca Kontrol Et

BİRTEK-SEN: ‘Ne demek Temmuz’da zam yok! Söke söke alacağız!’

BİRTEK SEN, Antep Başpınar OSB’deki 35 fabrikadan çok sayıda işçiyle yaptığı toplantıların sonuçlarını basın açıklamasıyla paylaştı. Balıklı Park Meydanı’nda yapılan açıklamada, asgari ücrete ara zam yapılması, bayramlarda 1 aylık ücret tutarında ikramiye ödenmesi, banka promosyonların işçilere verilmesi ve vergi diliminde adalet sağlanması talepleri dile getirildi.