İmralı’dan 34 aydır haber yok: Birleşik mücadele verilmeli



Ankara’daki siyasi parti ve kurumlardan isimler, 34 aydır haber alınamayan Abdullah Öcalan’a dönük mutlak tecride karşı “birleşik mücadele” verilmesi gerektiğini vurguladı. 


Cezaevlerindeki tutsaklar, “Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa çözüm” talebiyle 27 Kasım 2023’ten bu yana dönüşümlü açlık grevi eyleminde. Ankara’da bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İç Anadolu Temsilcisi Ensar Bozkurt, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) İl Örgütü yöneticisi Mehmet Ali Tosun, Birleşik Devrimci Parti İl Başkanı Mustafa Uğur Akkaya, Alınteri Gazetesi Ankara Temsilcisi Zarife Çamalan ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Eşbaşkanı Fatin Kanat, 51’inci gününü geride bırakan açlık grevi eylemlerini değerlendirdi.   

‘ABDULLAH ÖCALAN MUHATAPTIR’

DBP İç Anadolu Temsilcisi Ensar Bozkurt, tecridin “insanlık suçu” olduğunu vurguladı. Bozkurt, “Tecrit, dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir hukukta kabulü olmayan bir şeydir. Bu tecrit bütün Türkiye halklarına uygulandı” dedi. Cezaevlerindeki açlık grevi eylemlerinin önemli olduğuna vurgu yapan Bozkurt, “Bu süreci sadece cezaevlerine bırakmamalıyız. Bu kapsamda başlatılan destek eylemleri de vardır. DBP olarak biz de Ankara’da destek sunacağız” diye kaydetti.  

Tecridin kaldırılmasının Ortadoğu, Kurdistan ve Türkiye’de önemli gelişmeleri beraberinde getireceğini ifade eden Bozkurt, “AKP-MHP faşist iktidarının tecritte ısrarı savaş ve asimilasyonda ısrardır. Bu anlamıyla bu tecrit kırıldığı zaman Ortadoğu, Türkiye ve Kurdistan halkları refaha ve huzura kavuşacak. Barış gelecektir. Çünkü Sayın Öcalan bu işin muhatabıdır. Bu kadar hayati bir meseleyi ve durumu daha da toplumsallaştırmak için bizim daha çok mücadele etmemiz gerekiyor. Evet bu zor bir süreçtir ancak Kürtler ve dostları bu tecridi kıracaktır” ifadelerini kullandı.  

‘EYLEM SAHİPLENMELİ’

ESP İl Örgütü yöneticisi Mehmet Ali Tosun, “Bize düşen bu tecridi halklara duyurmaktır. Bu anlamda bununla ilgilenmek ve amaç edinmek gerekiyor” dedi. Açlık grevi eylemlerinin sahiplenmesi gerektiğini ifade eden Tosun, “Mümkün olduğu kadar tecridi ve bunun getirdiği olumsuzlukları yok etmekle mükellefiz. Bu devrimcilere ve sosyalistlere düşen bir görevdir” diye konuştu.  

‘MÜCADELE YÜKSELMELİ’

Birleşik Devrimci Parti İl Başkanı Mustafa Uğur Akkaya, tecridin tüm Türkiye halklarına yayıldığını söyledi. Akkaya, “Türkiye’de tecridin boyutu çok daha ağırlaştırılmış bir şekilde sürmektedir. Uluslararası komployla İmralı Hapishanesi’ne atılan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde 25 yıldır bir tecrit uygulanmaktadır. Tecrit sadece Abdullah Öcalan’a uygulanan bir tecrit değil, bir bütün Türkiye halklarına verilen bir mesajdır. Türkiye halklarına uygulanan bir tecrittir. Tecridi yıkmadığımız müddetçe halklarımızın özgür olması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Tecridin kaldırılmasının tek yolunun “birleşik mücadeleden ve sokaklardan” geçtiğine dikkati çeken Akkaya, şunları söyledi: “Kürt halkı gerekli duyarlılığı gösteriyor ama bugün Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri tecridin ortadan kaldırılması konusunda şu ana kadar herhangi bir şey yapmadı. Devrimci Parti olarak elbette bunun yoğun ve yapıcı çabası içerisinde olacağız. Zindanlardan yükselen seslere kulak vermek zorundayız. Çünkü o tecrit işkencesine bizzat uğrayan Türkiye halklarının kendisidir. Türkiye işçileridir, Türkiye emekçileridir. Dolayısıyla Türkiye işçi sınıfı, emekçileri, devrimci hareketinin kendisi bir bütün olarak bu tecride karşı mücadelesini yükseltmek zorundadır” dedi.  

‘MÜCADELE BÜTÜNLEŞTİRİLMELİ’

Tecride karşı ortak mücadelenin önemine vurgu yapan Alınteri gazetesi İl Temsilcisi Zarife Çamalan, cezaevlerindeki açlık grevi eyleminin tek başına yeterli olmadığına vurgu yaptı. Çamalan, “Dışarıda da bunun karşılığını bulması gerekiyor. Her alanda etnik kimliklerden, dillerden, inanışlardan çalışan işçiler, emekçiler ve ötekileştirilenler var. Bu tecrit dediğimiz şey sadece cezaevlerini kapsayan bir politika değil, bütün yaşamlarımızı hücreleştiren, ayrıştıran, yabancılaştıran, birbirinden uzaklaştıran ve birbirini düşmanlaştıran bir politika. İşçi sınıfında da böyle, kadınlarda da böyle, gençlikte de böyle” diye kaydetti.  

Çamalan, şunları söyledi: “Dışarıda bunun karşılığının olması, bunun için dayanışma örülmesi, sesin yükselmesi ve her alana duyurulması gerekiyor. Sol ve sosyalistler olarak mücadeleyi bütünleştirmemiz ve bunu örgütlememiz gerekiyor. Cezaevindeki tutsaklar hem kendi üzerlerindeki tecridin kaldırılması hem İmralı’daki tecridin kaldırılmasını isterken, bu eylemin halkların özgürlük mücadelesi ile birleştirilmesi gerekiyor.”  

‘CEZAEVLERİNE KULAK VERİN’

Dünyada en çok açlık grevi eylemlerinin yapıldığı cezaevlerinin Türkiye’de bulunduğunu söyleyen DEM Parti İl Eşbaşkanı Fatin Kanat ise, Kürt sorunu ve diğer sorunların gittikçe kangrenleşen bir hale büründüğünü ifade etti. Kanat, cezaevlerinde yaşanan ihlallere işaret ederek, “Keyfi biçimde disiplin cezaları, görüş yasakları, kitap ve mektup yasakları ve buna benzer birçok keyfiyetin uygulandığı, insanların doğal havalandırma ortamlarından mahrum bırakıldığı bir süreç yaşanıyor. Tüm duyarlı kamuoyuna çağrıda bulunuyoruz; cezaevlerine kulak verin. Mevcut iktidarı bu uygulamalardan vazgeçmeye çağırıyoruz. Çünkü bunun devamı yok” diye kaydetti.

Ayrıca Kontrol Et

Kadın sorunu: Hem çok eski hem çok yeni hem de çok uzun bir yol -III

Kadın sorununda reformizm, feminizm ya da oportünizm bu sorunu üretim ilişkilerinden kopararak ele alan bir yaklaşımla söz konusu olabilir. Bu ilkesel düzlem net olduktan ve faaliyeti yürüten güçlerin kafası açık olduktan sonra bu tür sapma tehlikelerinin de en asgari düzeye ineceği ortadadır.