Özel okullara iktidar ayarı!



Toplumu karşı karşıya getirmeye çalışan, ayırımcılığı, ötekileştirmeyi, hösgörüsüzlüğü dayatan, dinci, gerici her türlü uygulamanın karşısında olmak, çocuklarımızın bunun bir parçası olmasına izin vermemek bugün çok daha yakıcı bir ihtiyaçtır.


Çiçek Özgen

Eğitimin özelleştirilmesi bir devlet politikası olarak devreye sokulmuştu. Devlet okullarının bilinçli olarak azaltılması, var olanların imam hatiplere çevrilmesiyle birlikte daha iyi eğitim almak isteyen veliler özel okullara yönlendirilmiş, daha doğrusu mecbur bırakılmış oldu. Denetimsiz, altyapısız, binadan bozma özel okulların açılmasıyla birlikte eğitimde nitelik kaybı hem hızlandı hem de ucuz işgücü olarak çalıştırılan eğitim emekçileriyle yeni bir sömürü alanı açılmış oldu.

Sermayeyi ve iktidarı şu zamana kadar oldukça memnun eden bu özel okullar, üstlerinde kendi denetim ve yaptırım gücünün azalmaya başladığını hisseden aynı iktidar için bir anda, hizaya sokulması gereken kurumlar haline de gelebiliyor. Sermayenin “müşteri memnuniyeti” gözüyle işlettiği bu eğitim kurumları, iktidarın istediği gibi at koşturmasına olanak tanımamakta. Ya da en azından aynı “ülkü” doğrultusunda hareket etmesine her zaman yeteri kadar çaba harcamayabiliyor… Oysa “dindar ve kindar nesil” hedefiyle dinci gerici toplum kültürünün yerleşmesini amaçlayan AKP-MHP iktidarı için bunu engelleyecek en ufak bir pürüz bile gözardı edilemeyecek bir tehdit olarak algılanıyor.

Ekonomik ve toplumsal kriz derinleştikçe, toplumu biçimlendirme, manipüle etme dozunu da sürekli artıran hükümet için kendi geleceğini emanet edeceği nesilleri yetiştirmek hayâti önemde. Okullarda gerici kadrolaşma, eğitim müfredatında gericileşme ve en son ÇEDES uygulaması ile eğitim kurumlarının tarikatlara açılmasının nedeni de bu! Özel Okullar Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmasını hedeflediği dindar genç nesli yetiştirmede sayısız devlet okulunu sollayan özel okullara ayar çekme girişimini de bu açıdan okumak gerekiyor.

Geçen yıl Aralık ayında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından özel okullarda düzenlenecek sosyal etkinliklerle ilgili yazıda “Ülkemizin örf, adet ve geleneklerine uygun olarak düzenlenmesi, faaliyet ve konuşmaların öğrencilere milli kültürü tanıtması; millî kültür ve değerlerimizle uyumlu olmayan etkinliklere kurumlarda yer verilmemesi” talimatı verilmişti. Ancak bu talimat yeterli gelmemiş olacak ki, dozu biraz daha artıran iktidar, Milli Eğitim Bakanlığı özel okullar yönetmeliğinde değişiklik yaparak “Kurumlarda Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerine aykırı, öğrencilerin psikososyal gelişimine katkı sağlamayan etkinlik ve kutlamalar yapılmaz” ifadesi eklenmiş ve Resmi Gazete’de yayımlandı. Böylece çeteleleri çocuk tacizleriyle dolu olan tarikatları okullara sokan iktidar, diğer taraftan Türkiye’de yaşayan farklı inançlar tarafından kutlanan Noel, Paskalya, Cadılar bayramı gibi dini ve kültürel bayramları çocukların gelişimini olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle yasaklamış oluyor. Özel okulları da yerli ve milli kapsama alanına çekerek sınırlarını bir kez daha hatırlatmış oluyor.

Toplumsal krizi, inanç ve düşünceler nezdinde iyice derinleştirecek olan ve hoşgörüsüzlüğü okullara kadar sokacak olan bu uygulama ile ayrırımcılık iyice perçinlenecek. İslami düşünce ve yaşam dışındaki diğer inanış, kültür vb. biçimler reddedilip engellenerek toplumun daha derin çizgilerle ayırıştırılmasına hız verilmiş olacak.

Bu yöntem devlet için yeni değil. Bu aslında onun varoluş biçimi. Tıpkı Türkçe dışında diğer anadilde eğitim taleplerini terör saldırısı olarak nitelendirmesi ya da Türk benliğini kabul etmeyen Kürtlerin terörist ilan edilerek cezalandırılması, linç için hedef gösterilmesi gibi… Yerli, milli, kindar ve dindar bir toplumu kendi varoluşlarının garantisi olarak gören faşist iktidar, bunun karşısında gördüğü her şeye tüm silahlarıyla saldırıyor, kanunlarını, yönetmeliklerini yeniden düzenleyerek sınırlarını “anlamayanlar” için yeniden altını çiziyor.

Toplumu karşı karşıya getirmeye çalışan, ayırımcılığı, ötekileştirmeyi, hösgörüsüzlüğü dayatan, dinci, gerici her türlü uygulamanın karşısında olmak, çocuklarımızın bunun bir parçası olmasına izin vermemek bugün çok daha yakıcı bir ihtiyaçtır.

Ayrıca Kontrol Et

Küçük: Fiili Meşru Mücadele Yürütecek Odaklar Yaratmalıyız

1 Mayıs'ta işçi ve emekçilerin geleneksel örgütlenmelerinin çoktan dolan miadına karşı gerek sendikal gerekse siyasal alanda güven verecek, dünya gerçekliğine uygun bir militanlık ve fiili meşru mücadele hattında yürüyecek odaklar yaratmak gerektiğine dikkat çeken Alınteri yazarı Mürüvet Küçük, "Bu dönemin mücadele ruhu geri çekilmede değil, saldırıda somutlaşmaktadır. Yıllardır yaşanan geri çekilmenin yarattığı çözülme hali gücümüzü birleştirdiğimiz oranda sınıfa karşı sınıf ruhuyla yanıt verecek bir netliğe ulaşmak zorunda."