Gerçekten Seçebildik mi?



Şablonlara dair söylenecek çok fazla olumsuzluk vardı. İsterdim ki üzerinde Braille olarak parti isimleri yazsın ve ben kendim okuyarak oyumu kullanabileyim. İstenilenin yapılması çok zor bir şey olmadığı halde yapmamışlardı.


Dilek Başar Açlan

Sıcacık bir Nisan ayından herkese selamlar. Evet, bağımsız ve mahrem oy hakkımızın tam olarak sağlanamadığı bir seçimi daha geride bıraktık. Bu seçimlerde de Yüksek Seçim Kurulu’nun bastırdığı şablonlarla oyumuzu kullanmaya çalıştık. “Çalıştık” diyorum çünkü gerçekten kullanmaya çalışmak için çalıştık. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde ilk defa Yüksek Seçim Kurulu’nun bastırdığı şablonlarla oyumuzu kullanmıştık. Şablonlarla ilgili deneyimlerimi bir önceki seçimden sonra bu satırlarda anlatmıştım. Süreç çok yeni olduğu için şablonlarda eksikliklerin olmasını doğru bulmasam da düzeltileceğine dair inancımı hep korudum. Bu süreçte gerek yer aldığım sivil toplum kuruluşunda gerekse bir vatandaş olarak erişilebilir oy şablonlarının bastırılması için mücadele etmeyi asla bırakmadım.

Yüksek Seçim Kurulu’nun ilk defa bastırdığı şablonlara ilişkin tüm eksiklikleri saptayıp bir yıl boyunca yetkililerle görüşmelere devam ettik. Erişilebilir şablonların nasıl olması gerektiğini defalarca anlattık. Nasıl bir şablon basılacağını heyecanla beklemeye başladık. Şablonların seçimden önce basımının tamamlandığını ve incelemek için artık gidebileceğimizi öğrenince çok heyecanlanmıştım. Şablonları incelemeye gittiğimizde üzerinde yine sadece deliklerin olduğu bir şablonla karşılaştığımda çok büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Taleplerimizin dikkate alınmayacağı aklımın bir köşesinde olsa da yine de “Belki” demiştim. Maalesef taleplerimizin bir tanesi bile dikkate alınmamıştı. Elimizdeki sadece deliklerden oluşan bir şablondu ama onun bizim için anlamı o kadar büyüktü ki yine de oyumuzu tek başımıza kullanabilmemiz için şablonu betimlemeye çalışmıştık.

Bakın, ben daha seçim gününe bile gelemedim. O güne gelene kadar emek verdiğimiz birçok kısım oldu. Yüksek Seçim Kurulu’nun sitesinde adayların açıklandığını öğrenir öğrenmez incelemek için siteye girdim. Ekran okuyucunun okuyamayacağı kadar çok büyük sayfaların olduğu bir tabloyu okumaya çalıştım. Belge o kadar büyüktü ki okumak mümkün değildi. Oysaki erişilebilir olarak aday listelerine Yüksek Seçim Kurulu’nun sitesinden ulaşabiliyor olmalıydık. Günlerce tabloları okuyabileceğimiz hale getirmek için Engelsiz Erişim Derneği ve GETEM ile birlikte çalıştık. Bu kolektif çalışmanın sonucunda nihayet aday listeleri GETEM’in sayfasında yer aldı ve erişilebilir olarak listeleri okuyabildik. Oyumuzu vereceğimiz kişi ya da partilerin hangi sırada olduğunu öğrenip sandığa oyumuzu kullanmaya gittik.

Seçim günü İstanbul’da harika bir bahar havası vardı. Oyumuzu kullanacağımız okula eşim, ben ve kızım gittik. Kızıma: “Anneni mi getirdin? Aferin sana” diye övgüler yağdıran teyzelere de rastladık. Rastlamamış olmak şaşırtıcı olurdu. Neyse ebeveyn damarım kabarmasın, bunları başka bir yazımda anlatmaya devam ederim.

Geçen seneki seçimlerde sandık görevlilerimiz sürece son derece hakimdiler ve çok keyifli bir oy verme süreci yaşamıştık. Bu seneki sandık görevlilerimiz de şablonları neyse ki biliyorlardı ama yine de önceki görevliler daha iyiydi. Şablondaki sırayı bildiğimiz için birkaç partinin ismini okutup emin olmak istedik. Delikleri sayarak oyumuzu kullandık.

Şablonlara dair söylenecek çok fazla olumsuzluk vardı. İsterdim ki üzerinde Braille olarak parti isimleri yazsın ve ben kendim okuyarak oyumu kullanabileyim. İstenilenin yapılması çok zor bir şey olmadığı halde yapmamışlardı.

Yazımın başında sorduğum gibi “Gerçekten seçebildik mi?” Sadece kendimizin erişilebilir hale getirdiği aday listelerine ulaşabildiğim için “Kısmen evet” diyorum.

2028 yılında yapılacak olan seçimlerde erişilebilirliğin tam olarak sağlandığı, delik saymak zorunda kalmadığımız ve bağımsız bir şekilde tek başımıza oyumuzu kullanacağımız bir şablon yapılmasını umuyorum. Bunun için de elimizden gelen her şeyi yapabilmek için çalışmaya devam edeceğiz. Erişilebilir seçimlerde buluşabilmek dileğiyle.

Ayrıca Kontrol Et

Küçük: Fiili Meşru Mücadele Yürütecek Odaklar Yaratmalıyız

1 Mayıs'ta işçi ve emekçilerin geleneksel örgütlenmelerinin çoktan dolan miadına karşı gerek sendikal gerekse siyasal alanda güven verecek, dünya gerçekliğine uygun bir militanlık ve fiili meşru mücadele hattında yürüyecek odaklar yaratmak gerektiğine dikkat çeken Alınteri yazarı Mürüvet Küçük, "Bu dönemin mücadele ruhu geri çekilmede değil, saldırıda somutlaşmaktadır. Yıllardır yaşanan geri çekilmenin yarattığı çözülme hali gücümüzü birleştirdiğimiz oranda sınıfa karşı sınıf ruhuyla yanıt verecek bir netliğe ulaşmak zorunda."