Düzensiz Göçmenler, Göç ve İltica Anlaşması’nın Onaylanması*



“Göç paktı”, Avrupa’ya düzensiz göçlerin sayısını azaltmaya yönelik. 2023’te, yaklaşık 380 bin kişi kaçak yollardan Avrupa sınırlarını geçti. Bu rakam bir milyondan fazla insanın geldiği 2015’teki Suriyeli mülteci krizinden bu yana en yüksek sayıyı oluşturuyor.


Ali Arayıcı

Bugün, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri yaklaşık 6 milyon Ukraynalıyı barındırıyor. AB’li bazı politikacılar, 380 bin düzensiz göçmenin akıbetinden endişe duyuyor. Bu sayı, 450 milyon Avrupa vatandaşıyla karşılaştırıldığında, 2023’te 3,2 milyon düzensiz kişinin geldiği ABD’deki (335 milyon nüfuslu) rakamdan daha düşük. AB, dünyadaki toplam mültecilerin yüzde 10’una ev sahipliği yapıyor.

Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından, düzensiz göçe bir çözüm yolu bulmayı amaçlayan -kamuoyunda göç ve iltica anlaşması olarak bilinen- Avrupa “Göç Paktı”nın, 10 Nisan’da oylanması, sağ ve solda yer alan bazı siyasi partiler arasında birçok tartışmayı da beraberinde getirmişti. 14 Mayıs’ta, AB Ekonomi Bakanları Konseyi’nin göç ve iltica anlaşmasını resmen onayladı.

Bu anlaşma, düzensiz göçmen yolculuğunun her aşamasında gözaltı olasılığını artırıyor. Avrupa’ya Güney’den (Afrika) gelen düzensiz göçlere şüpheyle bakılıyor. Güney’den gelen “göçmen akını” ile başa çıkmayı amaçlıyor. 2023’te AB sınırlarına düzensiz bir şekilde gelen yaklaşık 280 bin kişinin olduğunu anımsayalım. Bu bağlamda, “Gözaltı merkezleri sistematik hak ihlallerinin ve insan onuruna ciddi saldırıların yapıldığı yerler haline geldi”.

UZUN BİR SÜREÇ

2016 yılından bu yana tartışılan ve 10 Nisan 2024’te, Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından kabul edilen göç ve iltica anlaşması, Avrupa Komisyon (AK) tarafından 2020’de sunulan bir önceki teklife dayanıyor. Bu anlaşmanın, Aralık 2023’te, AP ve üye devletler arasında yapılan müzakerelerin sonucu olduğunu söylemek olanaklıdır.

Şubat 2024’te, AP’nun Sivil Özgürlükler Komitesi tarafından kabul edilen bu anlaşma, Avrupa düzeyinde ortak bir sığınma ve göç politikası oluşturma sürecinin de son adımıdır.

Bu anlaşma, 4 Mayıs’ta Avrupa Birliği (AB) Konseyi tarafından kesin olarak onaylanması sonucunda yürürlüğe girdi. On yasama metni, AB Resmi Gazetesi’nde yayınlanmasından itibaren geçerli olacaktır.

Buna ek olarak, AP tüzüğünü iki yıl içinde uygulamayı planlıyor. Ayrıca, her üye devletin ulusal mevzuatının, bu yeni anlaşmadan kaynaklanan kabul koşullarına ilişkin yönergeyi dikkate almak üzere en geç iki yıl içinde değiştirilmesi gerekecektir.

DÜZENSİZ GÖÇMENLER

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) oylamasından bir ay sonra, 14 Mayıs’ta Avrupa Birliği’ne (AB) üye devletler; göçmenlerin AB sınırlarına gelişinin yönetimini uyumlu hale getirmeyi sağlayacak göçmenlerle ilgili on metni resmen onayladı. 8 yıl süren müzakerelerin ardından AB, sığınmacıların çoğunlukla sınırda kapalı merkezlerde tutulması ve mülteci statüsü alamadıkları kendi ülkelerine geri gönderilmeleri konusunda ortak kurallar geçerli olacaktır.

Bu bir nevi, İtalya, İspanya, Yunanistan, Malta ve Kıbrıs gibi ülkelerin yükünü hafifletmek. Bu amaçla, AB üyesi 27 ülke arasında bir dayanışma sistemi oluşacak. Ayrıca, Avrupa Komisyonu (AK), mali destek karşılığında göçmenlerin çıkışlarını daha iyi kontrol edebilmek için Tunus, Mısır ve son zamanlarda Lübnan gibi ülkelerle anlaşmalar sayesinde garantiye alındı.

“Göç paktı” ve bu anlaşmalar, Avrupa’ya düzensiz göçlerin sayısını azaltmaya yönelik. 2023’te, yaklaşık 380 bin kişi kaçak yollardan Avrupa sınırlarını geçti. Bu rakam bir milyondan fazla insanın geldiği 2015’teki Suriyeli mülteci krizinden bu yana en yüksek sayıyı oluşturuyor.

Araştırmacılar, sivil toplum örgütleri ve sol siyasi partiler, “Avrupa Kalesi”ni güçlendiren, ancak eğitim, çalışma vizeleri, insani vizeler için yeterli yasal ve güvenli erişim yolları sunmayan bu politikayı» eleştiriyor. Üstelik, göç meselesine, AB için bir “tehdit” olarak sunulan düzensiz girişler konusunu merkeze alan yaklaşımı da doğru bulmuyor.

AŞIRI SAĞIN ENDİŞESİ

Avrupa Parlamentosu’nun (AP), 10 Nisan’da kabul ettiği on metnin amacı; yabancıları baskı altına almak, yıldırmak ve geldikleri ülkelere geri dönmelerini sağlamak. Düzensiz göçmenlerin sınırlara gelmesini “engellemek” ya da göçmenlerin sınırdan ayrılmasına sağlamak için gözaltına alınmalar, Avrupa Göç ve İltica Anlaşması’nın her yerinde mevcuttur

Avrupa’nın “uyum” konusundaki bilgi birikimini veya göçün demografik ve ekonomik önemini dikkate alan her türlü rasyonel tartışma 6-9 Haziran tarihleri arasında yapılacak AP seçimleri kampanyası sırasında bir kenara atılmış gibi. Bu seçim bağlamında, “göç paktı”nın kabul edilmesinden sonra sol tarafından aşırı baskıcı olması ve daha fazla sertleşmeyi savunan merkez sağ tarafından da aşırı kısıtlayıcı olması nedeniyle itiraz edildi.

Aşırı sağcı, ırkçı ve faşist partiler, Avrupa sınırlarına ulaşmaya çalışan göçmenlerin sistematik olarak geri gönderilmesi çağrısında bulunuyor. Bu çağrı, sadece insanlık dışı bir eylem değil, aynı zamanda yasa dışı bir uygulamadır. Almanya’da aşırı sağcı, ırkçı ve faşist bir parti olan Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi, göçmen kökenli Alman vatandaşlarının bile sınırdışı edilmesini öngören “göç” fikrini gündeme getirecek kadar ileri gitti.

AfD için bu anlaşmanın bir değeri yoktur. Kesin olarak desteklemediğini söylüyor. Bununla birlikte, Fransa, Hollanda, İtalya, Yunanistan, Avusturya başta olmak üzere, AB’nin pek çok ülkesindeki aşırı sağcı, ırkçı ve faşist partiler de aynı savı savunuyor.

GÖZALTI MERKEZLERİ

Hukukçu Claire Rodier, Le Monde gazetesindeki bir köşe yazısında, 10 Nisan’da kabul edilen, savaş veya kriz halindeki ülkelerinden kaçanlar açısından; Avrupa paktında, göç yolculuğunun tüm aşamalarında gözaltının mevcut olduğu belirtiliyor. Bu gözaltı, sığınma başvurularını incelemek ve hatta başvuru sahiplerinin kabulünü organize etmek için de kullanılabilir. Artık, Avrupa Birliği’ne (AB) düzensiz göç kabul edilmiyor.

AB ülkeleri, kapılarını çalan çoğu savaş ya da kriz içindeki ülkelerden kaçanların beklentilerini demir parmaklıklar ardına koymaktan başka bir şekilde karşılayamıyormuş gibi… “Geri dönüş” olarak bilinen 2008 tarihli bir Avrupa direktifi, idari durumlar bağlamında bu tedbirlerin gerekli görülmesi halinde, bazı yabancıların herhangi bir suçtan mahkûm edilmeden özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarına izin veren ortak kuralları belirliyor.

Sınırdışı edilmeyi bekleyen kişilerin gözaltı merkezleri ve diğerlerinin davaları incelenirken “tutulduğu” sınırda bekleme konusu, Fransa’da uzun süredir var olan bir uygulama. Bu tutuklamalar bir hakimin kontrolü altında gerçekleşiyor. Yasal reformlar sırasında, bu güvencelerin etkinliği azalsa bile temyize tabi tutulabilir. Yalnız, bu durumun herkes için aynı olmadığı söylenebilir.

2022’de Rusya-Ukrayna savaşından kaçan 4 milyondan fazla Ukraynalı AB sınırlarına akın ettiğinde, hiç kimse onları kamplara koymayı ve hareketlerini kontrol etmeyi düşünmedi. Yerleşme konusunda, özgür seçim hakkına sahip oldukları tüm AB ülkelerinde -büyük bir karışıklığa yol açmadan- onları kabul etmek için, birkaç günde bir kabul sistemi uygulamaya konuldu. Bu durum, Afrika (Güney), Ortadoğu ve Uzak Doğu’dan gelen düzensiz göçmenler için geçerli değildir.

*prof. dr. Ali ARAYICI/Paris

Ayrıca Kontrol Et

15-16 Haziran Yol Gösteriyor

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin 54. yılında Olgunlar Sokak'taki Madenci Anıtı önünde basın açıklaması yapıldı. Ardından MEB önünde oturma eylemi yapan öğretmenlerin eğitim nöbetiyle dayanışmaya gidildi.