Yaşayabilme Mucizesi



Fakir fukara için yaşamak çok şeydi zaten. Bunca yoksulluğa, sonsuz güçlüklere, hastalıklara göğüs gererek hiçbir yardım görmeden, yalnızca ölmek gelirken ellerinden yaşamak…


Bütün bu işgal olayı içinde, bundan en az söz edenler tepede oturanlardı. Yerleşmişlerdi oraya, barakalarını kurmuşlardı, yaşıyorlardı. Evet yaşıyorlardı, işin doğrusu bu. Başka hiçbir hırsa kapılmadan, hiçbir kargaşa ve mesele çıkarmadan yaşıyorlar, yaşamaktan başka bir şey istemiyorlardı da ondan. Atın şunları, atmayın, yıkın barakalarını, yıkmayın gibi dalaşmalar, azgın haydutlar, ipten kazıktan kurtulmuşlar, tepede yaşayan iyi mert insanlar, sömürülen yoksullar gibi sövgüler ve övgüler; oysa onlar gazetelerin ve yorumcuların dediği gibi yaşabilme mucizesini yaratıyorlardı, ama herkes ve her şey onların bu başarısını imkansızlaştırmak için el ele vermiş gbiydi. Jesuino’nun dediği doğruydu: Fakir fukara için yaşamak çok şeydi zaten. Bunca yoksulluğa, sonsuz güçlüklere, hastalıklara göğüs gererek hiçbir yardım görmeden, yalnızca ölmek gelirken ellerinden yaşamak… İnatçı insanlardı bunlar, kolayca süpürülüp yok edilmeye boyun eğmiyorlardı. Yoksulluğu, açlığı, hastalıkları, göğüsleme yetenekleri ta eskilerden geliyordu. Onlardaki bu güç, zenci taşıyan gemilerde, kölelik günlerinde doğmuş, gelişmişti. Vücutları zahmete alışmış, yoksullukla yoğrulmuşlardı.

Dahası var, yaşamakla yetinmiyor, yaşamanın da zevkini çıkarıyorlardı. Karşılaştıkları zorluklar arttıkça, gitara, armonika çalarak gülüp eğleniyorlardı. Kedi Öldüren Tepesi’nden Liberdada yoluna, Retiro’ya ve Bahia’nın bütün yoksul mahallelerine çalgı sesleri ve şarkılar yayılıyordu dalga dalga. Güleryüzle yaşayıp gidiyorlardı. Doğdukları zaman, beşiklerinin çevresine gökten melekler inmiyorlardı. Tanrı’nın olduğu kadar dizanterinin, açlığın, bakımsızlığın da sevgilisi olan bu çocuklar, bu çetin ve neşeli hayat okulunda yetişiyorlardı. Analarından babalarından alıyorlardı dayanma gücünü ve gülüp eğlenerek yaşama yeteneğini. Yazgıya boyun eğmiyor, teslim olmuyorlardı yenik ve düşkün olarak. Hayır, her şeye karşı duruyor, hayatı göğüslüyor, yaşantılarının bütün çıplaklığını ve acılığını kahkahalara, müziğe, kardeşlik sevgisine ve Bahia halkının uygarca inceliğine bürüyorlardı.

İşte böyle yaşıyordu bu sade insanlar, bu çetin cevizler. İşte biz böyleyizdir halk insanları, neşeli ve inatçı. Asıl gevşek olanlar yüksektekiler. Sinirleri yatıştırıcı bir sürü ilaç tıkınarak yaşar bunlar. Bunalım, psikanaliz baskıları içinde çırpınırlar, Oedipus ve Elektra komplekslerinin etkisiyle analarıyla yatmak, babalarıyla sevişmek isteği duymanın sıkıntısı içindedirler. Serserilik etmeyi ve buna benzer abuk sabuk şeyler yapmayı pek hoş bulurlar.

Bununla birlikte bütün bu şamatalar Kedi Öldüren Tepesi’nde oturanların uyumalarına ve alışık oldukları yaşantıyı sürdürmelerine engel olmuyordu. Polis buraya ilk defa gelip de daha yeni yapılmış barakaları ateşe verdiğinde kimisi buradan uzaklaşarak başka yerlerde sığınak aramayı düşünmüştü. Fakat Çılgın-Horoz Jesuino, ak saçları ve sanıyla olduğu kadar bilgisiyle de saygıdeğer ihtiyar, “Barakalar yeniden yapılacak,” dedi ve yapıldı. İlkesi şuydu onun: Yaşamak ve direnmek, Öğüdünü tuttular ve önemli işlerde verilecek kararları ona bıraktılar. Önemli kişiydi ihtiyar, güvenilirdi kendisine.

Başkaları da geldi ve tepede yeni barakalar yükseldi. Polis tekrar göründü. Jesuino ile çocuklar siperler kazmışlardı. İri çakılların etrafındaki toprakları süpürmüşler, taş toplayarak kayaların etrafını açmışlardı. Polis tabanı yağlayıp kaçmıştı. Pek eğlendirmişti bu tepedekileri, gülüp oynayarak bu yeni zaferi de kutladılar.

[Jorge Amado, Gecenin Çobanları, Türkçesi: Adnan Cemgil, Sel Yayıncılık]

Ayrıca Kontrol Et

15-16 Haziran Yol Gösteriyor

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin 54. yılında Olgunlar Sokak'taki Madenci Anıtı önünde basın açıklaması yapıldı. Ardından MEB önünde oturma eylemi yapan öğretmenlerin eğitim nöbetiyle dayanışmaya gidildi.