Kenya Halkı Yıkıcı Sel Felaketlerinin Kıskacında Onurlu Bir Yaşam Mücadelesi Veriyor



Bu sistemde, doğanın kaynakları sınırsızca ve sürdürülemez bir şekilde tüketiliyor, çevresel etkiler gözardı edilerek kısa vadeli kârlar maksimize ediliyor.


Serhat Tuna

Rant odaklı sermaye politikaları nedeniyle iklim krizi derinleşiyor ve tüm kıtalarda yoğunlaşıyor. Kapitalist üretim biçimi, insan ve doğanın uyum içinde yaşamasını engellerken insanlığı yeni doğa felaketleriyle de karşı karşıya bırakıyor. Bu sistemde, doğanın kaynakları sınırsızca ve sürdürülemez bir şekilde tüketiliyor, çevresel etkiler gözardı edilerek kısa vadeli kârlar maksimize ediliyor. Bu yaklaşım, doğal ekosistemleri tahrip ederken iklim değişikliğinin hızlanmasına ve etkilerinin daha da yıkıcı hale gelmesine neden oluyor.

Ormanların tahrip edilmesi, denizlerin yükselmesi, kutuplardaki buzların erimesi ve atmosfere büyük miktarlarda metan gazının karışması iklim krizini derinleştiriyor. Ormanların yok edilmesi, biyolojik çeşitliliğin azalmasına, karbon tutma kapasitesinin düşmesine ve yerel iklimlerin değişmesine yol açıyor. Deniz seviyelerinin yükselmesi, kıyı bölgelerinde yaşayan milyonlarca insanı yerinden ederek ekonomik ve sosyal felaketleri büyütüyor. Kutuplardaki buzların erimesi, deniz seviyelerinin daha da yükselmesine ve küresel hava akımlarının değişmesine yol açıyor, bu da dünya genelinde hava durumu aşırılıklarını artırıyor. Atmosfere salınan metan gazı, karbondioksitten çok daha güçlü bir sera gazı olup, küresel ısınmayı hızlandırıyor ve iklim değişikliğinin etkilerini daha da şiddetlendiriyor.

Toprak, hava ve suyu etkileyen tüm faktörler feci şekilde etkileşime giriyor ve birbirlerini şiddetlendiriyor. Ormansızlaşma, toprağın verimliliğini azaltırken, erozyonu artırarak su kalitesini düşürüyor. Kirli hava insan sağlığını tehdit ederken iklimi etkileyerek hava olaylarının aşırılıklarını tetikliyor. Su kaynaklarının kirlenmesi, hem ekosistemleri hem de insan topluluklarını olumsuz etkiliyor. Bu döngüsel etkileşimler, ekosistemlerin dayanıklılığını zayıflatıyor ve iklim değişikliğinin etkilerini daha da yıkıcı hale getiriyor.

Doğal felaketler giderek daha sık ve yıkıcı hale geliyor. Aşırı hava olayları, artan sıcaklıklar, yoğun yağışlar, kuraklıklar ve orman yangınları, dünya genelinde milyonlarca insanın hayatını tehdit ediyor. Bu felaketler, altyapıyı tahrip ediyor, tarım üretimini düşürüyor ve ekonomik kayıplara yol açıyor. İklim değişikliğinin etkileri, özellikle yoksul ülkelerde ve kırılgan topluluklarda daha şiddetli hissediliyor, bu da küresel eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor.

İklim krizinin etkileriyle mücadele edebilmek için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmayı, doğal kaynakları korumayı ve insanları ve doğayı merkeze alan politikalar geliştirmeyi gerektiriyor. İnsanlık ve doğa arasında ancak bu şekilde uyum sağlanabilir ve iklim krizinin yıkıcı etkileri azaltılabilir. Bu ise ancak kapitalist üretim biçiminin kendisine karşı mücadeleyi merkeze koyan bir yaklaşımla mümkündür.

Giderek artan yıkımlardan biri de sel felaketleridir. Seller, fırtına yağışlarının doğal bir sonucudur ve iklim değişikliği ile şiddetlenerek tüm dünyada insanların ve diğer canlıların hayatına mal oluyor. Sadece bu yıl, Afganistan’da olduğu gibi dünyanın değişik bölgelerinde binlerce insan sel felaketlerinde hayatını kaybetti. Kenya da bu felaketlerden büyük ölçüde etkilendi.

Mart ayındaki sağanak yağışlar, Kenya’nın mevsimsel hava durumu, insan kaynaklı iklim değişikliği ve doğal hava olayları gibi faktörlerle büyük bir yıkıma neden oldu. Kenya ve Doğu Afrika’nın diğer bazı bölgelerinde iki ana yağış dönemi var: Marttan mayısa kadar süren “uzun yağmurlar” mevsimi ve ekimden aralık ayına kadar süren “kısa yağmurlar” mevsimi. “Uzun yağmurlar” mevsimi, ülkenin yıllık ortalama yağış miktarının çoğunun gerçekleştiği dönemdir ve genellikle sağanak yağmurlarla karakterizedir.

İklim değişikliğinin aşırı hava koşullarında bir rol oynayıp oynamadığını analiz eden World Weather Attribution grubu, insan kaynaklı iklim değişikliğinin Kenya ve Afrika’nın doğusundaki yağışları iki kata kadar yoğun hale getirdiğini tespit etti. Daha sıcak atmosferin neden olduğu daha sıcak okyanuslar buharlaşmayı artırıyor ve daha fazla nem tutan hava daha yoğun yağışlara neden oluyor. Kenya’da kurak ve yağışlı mevsimlerin başlangıcı ve süreleri ile uzun vadeli hava durumunu tahmin etmek zorlaştı. Mart ayından bu yana Kenya’yı vuran sağanak yağışlar ve ölümcül seller, ülkenin son yıllarda yaşadığı en büyük felaketlerden bazıları oldu.

Sel felaketinin boyutları dramatik bir şekilde arttı. United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs – Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UN OCHA)’ya göre, Kenya’da 380 bin 573’ten fazla kişi selden etkilendi, 281 bin 835 kişi yerinden oldu. Bu felaket, 267 kişinin hayatını kaybetmesine, 188 kişinin yaralanmasına ve 75 kişinin kaybolmasına yol açtı. Hidroelektrik barajlarının taşması, özellikle Garissa, Tana River ve Lamu gibi çeşitli bölgelerdeki sel baskınlarını daha da kötüleştirdi. Nairobi’de yollar nehre dönüşürken, Maasai Mara Doğal Parkı’nda ise 14’ten fazla çadır kampı kapatılmak zorunda kaldı.

Kenya Meteoroloji Dairesi (KMD), ülkenin artan yağışlarının El Niño fenomeniyle bağlantılı olduğunu belirtirken, yoğun yağışların insan-yaban hayatı çatışmasını artırabileceği ve doğal parklara erişimi zorlaştırabileceği uyarısında bulundu. Sel felaketi nedeniyle tarım arazileri büyük ölçüde zarar gördü ve bu durum gıda güvenliğini tehlikeye soktu.

Kenya halkı ve yerel topluluklar, felaketin ardından hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışırken büyük bir dayanışma örneği gösteriyor. Kenya Kızılhaç Topluluğu, arama kurtarma misyonları, acil yardım ve hayati malzemelerin dağıtımında öncü rol üstleniyor. Kenya, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nden destek alırken insan hakları örgütleri Kenya Hükümeti’nin sel felaketine yanıtının yetersiz olduğunu belirtiyor.

Mathare gibi yerlerde, yerel örgütler devlet yardımının yokluğunda halk için ilk elden yardım sağlıyor. Kenya Komünist Partisi ve Sosyal Adalet Merkezi, Nairobi’de selden en fazla etkilenen ve çaresiz bırakılan halkın yanında yer alıyor. Kenya Komünist Partisi Genel Sekreteri Benedict Wachira, hükümete sorumluluk alma çağrısında bulunarak selden etkilenen insanların güvenli bölgelere taşınmasını ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasını talep ediyor.

Kenya’nın başkenti Nairobi’nin en büyük yerleşimlerinden biri olan Mathare’de, sakinler sel hasarları ve kayıplarla boğuşurken devlet yardımı almadıklarından şikayetçi. Collins Obondo, selin ardından annesinin evinin kalıntıları üzerinde dururken, “Annemden geriye kalan sadece bu,” diyerek yaşadığı kaybı ifade ediyor. Mathare’de 800 aile evsiz kalmış ve binlerce insanın hayatı altüst olmuştur.

Kenya, sel felaketinin yaralarını sarmaya çalışırken, halkın onurlu direnişi devam ediyor. Hükümetin ve uluslararası toplumun daha etkili ve hızlı müdahaleleri, bu tür felaketlerin etkilerini azaltmak ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak için hayati önem taşıyor. Kenya halkı, iklim krizinin yarattığı yıkımla mücadele ederken onurlu bir yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor.

Ayrıca Kontrol Et

15-16 Haziran Yol Gösteriyor

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin 54. yılında Olgunlar Sokak'taki Madenci Anıtı önünde basın açıklaması yapıldı. Ardından MEB önünde oturma eylemi yapan öğretmenlerin eğitim nöbetiyle dayanışmaya gidildi.