Tahir Elçi Davasında Tüm Polisler Beraat Ettirildi!



Delillerin karartıldığı, gerekli incelemelerin yapılmadığı Tahir Elçi suikastında yargılanan polisler hakkında beraat kararı verildi. Avukatlar mahkemenin tutumunu alkışlarla salondan çıkarak protesto etti ve Adliye’den Elçi’nin katledildiği Dört Ayaklı Minare’ye kadar yürüyüp basın açıklaması gerçekleştirdi. Duruşmada Evrensel Gazetesi muhabiri Dilan Temiz görüntü aldığı gerekçesiyle polisler tarafından sürüklenerek salondan çıkarıldı, telefonuna el konuldu


Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesiyle ilgili Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 11’inci duruşmasında sanık polisler hakkında beraat kararı verildi. Baro başkanları ve siyasetçilerin katıldığı duruşmada, savcının “delil yetersizliği diyerek tüm sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat kararı verilmesini talep eden mütalaasının ardından savunmalarını yapan avukatlar, delillerin yok edildiğini, davaya müdahalede bulunulduğunu belirterek alkışlarla salonu terk etti. Mahkeme, sanık polisler Sinan Tabur, Fuat Tan ve Mesut Sevgi hakkında beraat kararı verdi.

Karar açıklanmadan önce salonu alkışlarla terk eden avukatlar, Adliye’den Elçi’nin katledildiği Dört Ayaklı Minare önüne yürüyerek burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Duruşmayı takip eden Evrensel muhabiri Dilan Temiz, polisler tarafından sürüklenerek salondan dışarı çıkıldı, telefonuna el konuldu.

Elçi’nin kardeşi: Çözmemek için uğraştınız, kabul etmiyoruz

Savcının sanıklar hakkında tek tek beraat talep etmesi ve bunu “delil yetersizliğine” dayandırması üzerine Tahir Elçi’nin kardeşi Mehmet Elçi söz alarak Tahir Elçi cinayetin apaçık şekilde planlı olduğunu ifade etti. Tahir Elçi’nin “Bölgede silah, çatışma, savaş istemiyoruz” dedikten 5 dakika sonra öldürüldüğünü hatırlatan Mehmet Elçi, olay anına dair şunları söyledi: “Kameranın kapatıldığını gördük kim yaptı? Neden yaptı? 13 saniye sonra yerde olduğunu gördük. O 13 saniyede ne oldu diye kime sordunuz? Birkaç tehditle Tahir Elçi’nin aleyhine ifade verdiklerini söyledi burada tanıklar, bunu kabul etmiyoruz. Mahkeme olarak en baştan beri bu cinayeti çözmemek için uğraştınız. Şimdi ise sanıkların beraatına karar veriyorsunuz kabul etmiyoruz.” 

Nahit Eren: Cinayetin kendisi birçok şeyi ifade ediyordu

Ardından söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren, salonun kalabalıklığına dikkat çekerek “Koca bir salon yüzlerce avukat tarafından dolduruldu. Yaklaşık 600 avukatın yetki belgesini sizlere sunacağız” diyerek gerek yurtdışından gerek ülkeden gelen emek ve demokrasi örgütleri baro başkanlarına teşekkür etti. Bugün bu salonda tarihi bir ana tanıklık etmek için burada olduklarını belirten Eren, “Tam 9 yıla yakın oldu. Neredeyse her celse hepimiz soruşturma aşamasının etkin bir şekilde yürütmemenizi ilettik. Biz sizlerden soruşturmadan yapılmayan şeylerin yapılması için defalarca talepte bulunduk hepsini reddettiniz. Onlarca kamera önünde güpegündüz bir baro başkanı katledildi. Hepimiz bu cinayetin tanığıydık. Herkes biliyordu bu cinayetin kimler tarafından işlendiğini. Herkesin bildiğini herkesten saklayan bir güç de var. 2014’te başbakan ‘Kurt kuzuyu da kapsa bunun mesulü benimdir’ dedi. Dicle’nin kıyısında kurtlar kuzuları kapıyor. 2015 yılında cinayetin işlendiği tarihteki başbakan ‘Bu olayın örtülmesi gibi söz konusu değil’ dedi. Bir başbakan bunu neden ifade etmek ister çünkü bu ülkede politik cinayetlerin aydınlatılmayacağına dair kaygılar var. Ve ardından sözler verildi” dedi.

“Taleplerimizi dikkate alın”

Davanın siyasi bir suikast olduğunu vurgulayan Eren, “Bunun ülkenin başbakanı söyledi. Siyasi suikast demek ne anlama geliyor? Belirlenen planlanan bir cinayet demektir. Bu tanımlamayı yapan başbakanı dinleyemedik” diye belirtti. Mahkemenin olay yerinde keşfi yapmaktan vazgeçtiğini hatırlatan Eren, şöyle devam etti:

Bu mahkemeden adil bir karar çıkmasına inanmıyoruz. Pratik bize bunu gösteriyor. Siz TÜBİTAK’tan gelen raporları bile doğru değerlendirmediniz. Cinayeti herkes gördü hepimiz gördük. Görmemek adına herkes bir çaba içerisinde. Bir saatlik adalet bin saatlik ibadetten daha hayırlıdır diyor Hz. Muhammed. Sizin adalet terazinin ne olduğunu bu yargılamadan sonra göreceğiz.

Soruşturma aşamasında bir tanık bulunmuş. Cezasızlık vaadiyle elçinin örgüt mensuplarınca öldürüldüğü konusunda şu savcı ve şu kolluk birimi tarafından baskı uygulandığına dair beyan verdi. İddinamenin nasıl yetersiz ve manipüle edildiğini görüyoruz. Bu mütalaa Elçi cinayetinde sunulacak bir mütalaa değil. Bugüne kadar dillendirdiğimiz talepleri ve birazdan yeniden dile getireceğimiz taleplere ilişkin kararları yeniden dinlemenizi ve bu yönde karar vermenizi istiyorum.”

“Cinayetin üstü kapatılmak isteniyor”

Av. Orhan Kemal Cengiz, Ahmet Davutoğlu’nun dinlenmesi talebinin önce kabul edildiğini ardından savcının talebi üzerine vazgeçildiğini hatırlatarak, “Savcı diyor ki delil yok, o yüzden bu üç polis beraat etmeli. Siz bir tane delil topladınız mı ki? Bu soruşturma da kovuşturmada yer alan herkes cinayetin üstünün kapatılması için her şeyi yaptı. Üç tane kameramız var cinayet anını çeken. Bir tanesinin 12 saniyesi kesik. Halbuki polis ifade verdi ben çömeldim. Postane kamerasının 20 saniyesi kesik, Mardin Kebap Evinin 4. kamerasının bütün görüntüleri kesik. Tahir Elçi en başından itibaren hedef gösterilmişti planlı bir şekilde öldürülmüştü ve her şey karartılmıştır” diye konuştu.

Türkan Elçi’nin vekili Avukat Gamze Yalçın, “Tahir Elçi katledildiğinde sonra hiçbir soruşturma makamı, gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmamıştır. Tahir Elçi’nin vurulduğu alanda deliller numaralandırılmış olsaydı, Elçi’nin başına isabet eden mermi çekirdeği bulunur, failler ortaya çıkarılırdı. Olay yeri incelemesi yapılmaması ve delillerin toplanmaması nedeniyle deliller kayboldu. Cinayetten dört ay sonra inceleme yapıldı. Londra Üniversitesi’nden gelen rapor olmasaydı, Tahir Elçi dosyası zaman aşımından düşecek, faili meçhul kalacaktı. Soruşturma makamlarının kemikleşmiş tavrı,  yargılama makamına sirayet etti. Kovuşturma aşamasında esasa etki edecek taleplerimiz değerlendirilmedi ve deliller toplanmadı. Tüm taleplerimizi reddettiniz” dedi.

Barolar başkanı Erinç Sağkan: Kararınız belli biliyorum

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, konuşmasına mütalaaya katılmadıklarını ifade ederek başladı. Sağkan uzun yıllardır avukatlık yaptığını ve ilk defa bir cumhuriyet savcısının katılanların değil de sanıkların lehine, olayın aydınlatılmaması için bir tutum aldığını gördüğünü belirtti. Sağkan, “İlk defa bir savcının bir olayın aydınlatılmaması için sanık lehine tutum içine girdiğini görüyoruz. Gelinen nokta, ölünen bir noktaydı. Bu dosyanın başlangıcını hatırlamak gerekir. Sanık sıfatını alan kişiler, aslında tanık olarak dinlenmişler.  Sanık sıfatını alabilmeleri için bile dosya avukatları yıllarca mücadele etti. Evrensel hukuk prensipleri yarışına girilirse, sayın savcı bu yarışa giremez. 11 celse oldu siz buradasınız biz, milletvekilleri, avukatlar buradayız, bir tek sanıklar burada değil. Bu kadar önemli bir dosyada sizler maalesef ki o sanıkları burada sorguya tutulmaları hakkımızı elimizden aldınız” diye konuştu.

Alınacak karara ilişkin konuşan Sağkan, “Bakın birazdan bu salondan çıkacağız. Ben sizin bu kararınızı çok net biliyorum belli. Ne diyeceğiz buradan çıkınca ‘Yargı, savcılık, savunma makamıyla birlikte el ele verdik güpegündüz işlenen cinayeti, 8-9 yıla yakın sürede  çözemedik’ mi diyeceğiz?’ Peki, başbakan çıktı (Davutoğlu) suikast dedi ve biz buna ilişkin bir şey yapmadık mı diyeceğiz. Sizden herhangi bir talebim yok. Bu bir mücadeledir, biz bu mücadeleyi elbette alır üst mahkemelere taşırız. Herhangi bir talebim yok sizlerden” şeklinde konuştu.

Aktar: Kürt olduğu için cezasızlık uygulanıyor

Mehmet Emin Aktar ise, başından beri cinayetin aydınlatılmak istenmediğini söyleyerek “Tam 4 yıl iki ay boyunca tek işlem yapmadı cumhuriyet savcısı. Ta ki Londra’dan alınan rapora kadar” dedi. “Cezasızlık pratiğini zamana yaydınız” diyen Aktar şöyle devam etti: “Çünkü Elçi bir Kürt’tü. Keşif kararı talebi var ve onun dışında talebim yok.

“Kamuya açık bir alanda emniyetin önünde meslektaşımız katledildi”  

Aranın ardından İstanbul Baro Başkanı Filiz Saraç söz aldı. “Eğer etkin soruşturma yapılmaz ve suçlular cezasız bırakılırsa, bu dava hukuk tarihine kara bir gün olarak geçecektir. Yapılan yargılamanın ‘mış’ gibi yapıldığı görülüyor. Yargılamadaki eksiklikler giderilmezse, sorumlular cezalandırılmazsa hukuk olmaz. Bir baro başkanının katli üzerine hala bir yargılama gerekli şekilde yürümediyse bu ülke hiçbir yurttaşın hukuk güvenliği yok demektir. Mahkeme, mütalaadan ayrılarak bu yargılamanın layıkıyla yapılması ve faillerin net bir şekilde verimli cezaların verilmesi noktasında hukuk devletine karşı yükümlüdür” ifadelerini kullandı. 

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, “Barışın elçisi Tahir Elçi katledildi. Bu cinayet kameralar karşısında işlendi ama herkes gözünü ve kamerasını kapattı. Oysa kamuya açık bir alanda, emniyetin olduğu bir alanda meslektaşımız katledildi. Hukuksuzluğun yenisini belki bugün burada da yaşayacağız. Adaletin, hukukun olmadığı bir yerde insan haklarından, demokrasiden bahsedemezsiniz. Geleceğinizin hukuk güvencesi altında olduğunu söyleyemezsiniz. 8 yıldır delillerin toplanmaması kimin kusuru? Burada bir yanlış var, bunun tespit edilmesi gerekiyor. Taleplerimiz gerekçesiz reddediliyor, bugün de reddedilecek” diye konuştu. 

Mardin ve Kars Baro başkanları da Tahir Elçi için adalet talep etmeyi devam edeceklerini belirtti.

Avukatlar salonu terk etti

Duruşmaya katılan avukatlar, mahkemenin yargılama boyunca gösterdiği tutumu protesto etmek amacıyla alkışlarla duruşma salonunu terk etti. 

Vurulduğu yerde açıklama

Savcının beraat talebinin ardından salonu alkışlarla terk eden avukatlar, mahkemenin verdiği beraat kararının ardından Adliye önünden Dört Ayaklı Minare’ye kadar yürüyerek burada basın açıklaması gerçekleştirdiler.

“Bu karar en hafif tabiriyle insanın aklıyla alay etmektir” diyen TBB Başkanı Erinç Sağkan, “Buna müsaade etmeyeceğiz. Bu ülkede bir cinayet işlendi ve dönemin başbakanı bu siyasi bir suikasttır dedi. Dönemin başbakanını bile dinleyemedi bu mahkeme. 11 celsedir biz oradayız sanıklar yok. Sanıkların yüzünü görmeden bir yargılama yapıldı. Sonuna kadar hukuki mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

TAHİR ELÇİ DAVASI

Amed Barosu eski Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te Sûr ilçesinde bulunan Dört Ayaklı Minare’nin önünde açıklama yaptığı sırada katledildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma, cinayetten 4,5 yıl sonra yani 20 Mart 2020’de tamamlandı. Cinayetle ilgili olay yerinde bulunan ve görevlerine devam eden polisler Sinan Tabur, Fuat Tan ve Mesut Sevgi’ye “bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçlamasıyla dava açıldı. Aynı dosyada, firari sanık Uğur Yakışır’a da “2 polisi öldürmek ile devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yöneltildi.

Olay yeri incelemesi 5 ay sonra gerçekleşti. Mermi bulunmadığı için kurşunun hangi silahtan çıktığı kesinleşmedi. Ancak sokaktaki kamera kayıtları saniye saniye Elçi’nin vurulduğu anları kaydetmişti.

Olay PKK’ye yıkılmak istendi

En son duruşması 6 Mart’ta görülen davada ise birçok gelişme yaşandı. Soruşturma aşamasında “Tahir Elçi cinayetinin PKK tarafından planlandığı ve ölüme yol açan atışın, Mahsum Gürkan ya da Uğur Yakışır tarafından yapıldığına” dair beyanları olan tanıklar, mahkemede beyanlarını reddetti. Tanık Recep Özbek, “Cinayet tarihinde cezaevindeydim, bazı hareketleri nedeniyle Mahsum Gürkan’dan gıcık kaptım, onun öldürdüğüne dair ifade verdim’ dedi.

Tanık Deniz Ataş, Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nden SEGBİS aracılığıyla dinlenerek, “Savcı ve polisler bana Elçi’nin öldürüldüğüne dair ifade ver seni bırakacağız. Yoksa seni infaz edeceğiz’ dediler. Ben de korktum. İnandım. Bana ‘imzalayacaksın’ dediler. Ben de ifadeyi okumadan imzaladım. Tahir Elçi’nin kim olduğunu, nerede olduğunu bilmiyorum. Tahir Elçi’nin vurulduğu olayın video çekimini de yapmadım. Ben mahkemeye gelip her şeyi anlatmak istiyorum” diye kaydetti.

Ancak avukatların her iki tanığa dair talepleri mahkeme tarafından görmezden gelindi.

Tanık Deniz Ataş, Amed Barosu’na 17 Ağustos 2021 tarihinde gönderdiği mektupta, gözaltına alındığı 3 Mart 2016 tarihinde ağır işkence ve kötü muamelelere maruz kaldığını anlattı. Ataş, bulunduğu yere Diyarbakır Adliyesi’nde görev yapan savcı Kenan Karaca’nın geldiğini ve “Tahir Elçi cinayetini” Mahsun Gürkan ve Uğur Yakışır’a mal etmesi için ifade vermesi yönünde dayatmada bulunulduğunu söyledi. Ataş, aynı savcının “Korkma, şerefim ve namusum üzerine seni bıraktıracağım. Bu olayları PKK’nin üzerine yıkmamıza yardımcı ol. Avukat gelirse bu konuşmalardan bahsetme, senin de avukatın da başı ağrır, yoksa hiç kurtulamazsın” dediğini aktardı.

Davutoğlu detayı

Tahir Elçi’nin katledildiği tarihte başbakan olan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 12 Eylül 2021 tarihli Amed ziyareti sırasında, “Tahir Elçi siyasi bir suikasta kurban gitti” açıklamasında bulundu. Avukatlar, dava süreci boyunca birçok kez Davutoğlu’nun dinlenmesini talep etti. Mahkeme, 15 Haziran 2022’de Davutoğlu’nun dinlenmesine karar verdi. Ancak kısa bir süre sonra karardan vazgeçildi.

Dava sürecinde en çok tartışılan delillerin başında olay yerini gören ve “bozuk” olduğu ileri sürülen özel bir işyerine ait kamera görüntüleri oldu. Dosyada en önemli delillerden birini oluşturan ve bozuk olması nedeniyle mahkemenin incelenmesi için TÜBİTAK’a gönderdiği güvenlik kamerasına ait görüntülerin kaydolduğu hard diskin boş olduğu ortaya çıktı.

Avukatlar, söz konusu görüntülerin kaybettirildiği şüphesi üzerinden durdu. Buna dair bir araştırma yapılmadı.

Olay yerini görecek konumda olan PTT Balıkçılarbaşı Şubesi kamerasının olay gününe ilişkin kayıtlarına ulaşılamadı. Foto Film Şube personeli tarafından çekilen görüntü, vurulma anını da çeken tek kamera kaydının cinayeti aydınlatabilecek 12 saniyesinin silinmiş olduğu ortaya çıktı.

Kamera kayıtları incelemesi

Amed Barosu, güvenlik kamerası kayıtlarını Londra’daki Forensic Architecture (Adli Mimarlık) adlı kuruluşa gönderdi. Elçi’nin öldürülmesine ilişkin ayrıntılı bir teknik rapor hazırlayan Forensic Architecture; görsel, işitsel ve belgesel kaynaklardan yararlandı. Raporda, polis memurlarından üçünün kuvvetli suç şüphesi altında olduğu saptandı.

Üç polisin Elçi’ye yönelik doğrudan ateş hattında olduğu ve silahlarını birden çok kez ateşledikleri kaydedildi. Polislerden birinin, Elçi’ye doğru açık ve engelsiz bir ateş hattıyla silahını ateşleyen tek memur olduğu ifade edildi.

Ayrıca Kontrol Et

Siz Filistin’de Daha Çok “Taş Generali” Çıkartırsınız

YAŞANACAK DÜNYA “Uluslararası insani hukukun bariz ve sürekli gözardı edilmesi hız kesmeden devam ediyor. Gazze’de …