Diyarbakır Tabip Odası’ndan Hastaların Kobay Olarak Kullanılmasına İlişkin Açıklama



Diyarbakır Tabip Odası, Dr. Cenap Ekinci’nin Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki Covit 19 hastalarının “Türk Işını” denilen alet için kobay olarak kullanıldıklarına dair yaptığı paylaşımlara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Oda, o alete o dönem itiraz ettiklerini hatırlatarak yetkililere bazı sorular yöneltti


Diyarbakır Tabip Odası üyesi Dr. Cenap Ekinci, Twitter (X) hesabından Covid 19 pandemisi döneminde (25 Haziran 2020), Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Arştırma Hastanesi’ndeki hastaların “Türk Işını” denilen ve ilaçsız tedavi olarak propaganda edilen bir alet için kobay olarak kullanıldıklarını açıkladı. Dr. Ekinci, hastalardan bir kısmının ilaçlı tedavisine son verilerek bu aletle “tedavi” edilmeye çalışıldığını ve bazı hastaların hayatlarını bu nedenle kaybettiklerini belirtti.

Dr. Ekinci o dönem Diyarbakır’a özel bir uçakla gelen ve aralarında Bakan yakınının bulunduğu ekibin 3 gün üst üste aynı uçakla şehre gelip döndüğünü, sözü edilen aleti bakanlığa satmak istediklerini, bakanlık satın almayınca kabul ettirmek için kobay aradıklarını, birçok hastane reddederken Diyarbakır Gazi Yaşargil Hastanesi başhekiminin kabul ettiğini anlattıktan sonra “Bunun sorumluları kim? Özel uçak kime ait? Diyarbakır neden seçildi? Halk neden kobay yapıldı? Bakan Yakını bu işin neresinde?” diye sormuştu.

Diyarbakır Tabip Odası’ndan açıklama

Diyarbakır Tabip Odası Dr. Cenap Ekinci’nin paylaştığı bilgilere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Oda, üyesi Dr. Ekinci’nin toplum sağlığını, hekimlik mesleğini, hasta haklarını, bilimsel araştırmaları tıbbi etik ve deontolojiyi ilgilendiren önemli iddialarda bulunduğunu belirterek, bu aletle tedavinin uygulandığı tarihlerde sağlık meslek örgütleriyle birlikte itirazlarda bulunduklarını kaydetti.

Diyarbakır Tabip Odası hastaların denek olarak kullanıldığı bu aletli tedaviye ilişkin olarak yetkililerden şu soruların cevabını istedi:

1-Bu araştırmadan Sağlık Bakanlığı’nın haberi var mıdır?

2-Yine bu araştırmadan Covid Bilim Kurulu’nun haberi var mıdır?

3-Bu tedavinin uygulanması için yasal bir izin alınmış mıdır? Alınmışsa hangi kurum üzerinden alınmıştır?

4– Açıklamada adı geçen uçak kime aittir?

5– SGK lle anlaşmalı medikal malzeme satan şirketlerin burada rolü nedir?

6– Bu deney için neden Diyarbakır EAH seçilmiştir?

7– Deneye göz yuman yetkililer sonradan hangi terfileri almıştır?

8- Medikal tedavi kesilerek bu uygulama ile tedavi edilen kaç hasta olmuştur? Bu hastalarda klinik seyir nasıl sonuçlanmıştır?

Çoğaltılabilecek bu sorulara bir an önce ilgili makamlarca cevap verilmeli, kamuoyu aydınlatılmalıdır. Bu iddialar aynı zamanda bir suç duyurusu niteliğinde olduğundan derhal adli ve idari soruşturmalar başlatılmalıdır.

Konu hakkında derinlikli araştırmalarımız devam edecektir. Konunun takipçisi olacağımızı kamuoyu ile paylaşırız.

Dr. Cenap Ekinci’nin paylaşımlarında şu bilgiler verilmişti:

Dr. Cenap Ekinci Yeni Şafak’ta çıkan haber kupürlerinin fotoğraflarını da ekleyerek yaptığı paylaşımda şu bilgileri vermişti:

30 Haziran 2020’de Diyarbakır Havaalanına Valiliğe bildirilmiş özel bir uçak iner. İçinde başında özel bir hastanede görevli tanınmış Göğüs Hastalıkları Uzmanı  Prof’u bir şahıs başkanlığında 5 sağlıkçı ve iki sivil iner.

Havaalanında Valilikçe karşılanan bu ekibin adresi Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Arştırma Hastanesi’dir. Doğrudan hastaneye ulaşan ekibi Sağlık İl Müdürü C.T ve Başhekim E.B karşılar. Ekibin amacı Covid 19 virüsünü kanda ilaçsız tedavi edebilen bir cihazı Sağlık Bakanlığı’na satmak.

Bakanlık bu Cihazı almak istememektedir çünkü bunun bilimsel bir yanı yoktur ve dünyada henüz uygulanmadığı gibi cihaz ile ilgili hiç bir deney ve faz çalışması yapılmamıştır. Ekibin başındaki M.S (Bakan Yakını) ısrarla cihazı denemek ve bir an evvel raporlamak istemektedir

Hasta üzerinde denenecek bu yöntemi hiç bir hastane kabul etmez. Ne hikmetse Diyarbakır Gazi YaşargilEğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi kendi hastaları üzerinde denemeyi kabul eder. 3 gün boyunca hastalara ve yakınlarına bilgi verilmeksizin bu deneyler yapılır. Hastane önünde basın açıklaması yapılır.

Canlı yayın kameraları önünde en tepeye sunum yapılmak istenir. Ancak Bakanlık buna müdahil olmaz. Ancak Sağlık İl Müdürü, Başhekim heyet ile beraber kameraların karşısına geçer ve ülkeye duyurulur. Adını ‘Türk Işını’ verdikleri bu tedavinin başarısını dünyaya ilan ederler.

Her sabah özel uçakla gelip akşam eve dönen bu ekibin başındaki kişiyi tanıyorum. Sözde ‘Türk Işını’ ile tedavi olan hastaların bir kısmının vefat ettiğini biliyorum. Bu cihazı bakanlık satın almadı ve kullanmadı. Diyarbakır’da kaç vatandaşın tedavisi kesilerek kobay yapıldı?

Bunun sorumluları kim? Özel uçak kime ait? Diyarbakır neden seçildi? Halk neden kobay yapıldı? Bakan Yakını bu işin neresinde?

Ayrıca Kontrol Et

Sol Liberal “Radikal Demokrasi”- II

Sol veya “sosyalizm” iddiası taşıyanların “nihai çözüm” ya da sosyalizme varmak için “tek yol” olarak sarıldıkları demokrasiyi -en “radikal” sıfatını da ekleseler- burjuvazinin demokrasi söyleminden ayıran nedir? Tarihin (sınıflar mücadelesinin) sonunu demokrasiyle düzeltilmiş kapitalizmde gören neoliberalizmden nerede ayrılmaktadırlar? Sol liberalin yanıtı bellidir: “Eşdeğer” söylemlerin farklılığında!