Devlet Katliamın Önünü Açıyor



Sokaklar, parklar ve metruk inşaatlar köpek tecavüzleri ve katliamlarına sahne olurken, cezasızlık politikaları ve katletme yasasının çıkarılma çalışmaları, insanî, vicdanî ve hukuki temel hak ve özgürlükleri tanımıyor


Türkiye’de son günlerde sokak köpeklerine yönelik katliam yasa tasarısı meclise getiriliyor. Hükümet ve kamu kurumları, sokakta yaşayan köpeklere karşı adeta savaş ilan etmiş durumda. Bu durum, 46 gündür süren direnişle karşılık buluyor. Hayvan hakları savunucuları, sokak hayvanlarının katledilmesini öngören bu yasaya karşı duyarlılık yaratmak ve yasanın geri çekilmesini sağlamak amacıyla eylemlerine devam ediyorlar.

Sokaklar, parklar ve metruk inşaatlar köpek tecavüzleri ve katliamlarına sahne olurken, cezasızlık politikaları ve katletme yasasının çıkarılma çalışmaları, insanî, vicdanî ve hukuki temel hak ve özgürlükleri tanımıyor. Belediyeler, güvenlik güçleri ve bekçiler ise bu durum karşısında adeta seyirci kalıyor.

Son olarak, Ankara Yenimahalle’de Mustafa Akarsu Parkı yakınlarındaki metruk bir inşaatta köpek cesetleri bulundu. Bu olayın faili meçhul kalmaması gerektiği vurgulanırken başta Yenimahalle Belediyesi olmak üzere, bölgenin karakolu, polisi, bekçileri ve durumu görüp duyup müdahale etmeyen herkesin sorumlu olduğu ifade edildi. Ayrıca, öldürülen köpeklerin tecavüze uğramış olabileceği iddiaları da ortaya atıldı. Olay yerinde bulunan küçük bir çocuk ayakkabısı ise durumun vahametini daha da artırıyor.

Hayvan hakları savunucuları, bu katliamcı zihniyete karşı her bir canlı, kimlik ve kültür için insanî, eşit ve özgür bir yaşam mücadelesini inatla ve inançla sürdüreceklerini belirtiyorlar. Katliamcı, ayrımcı ve sömürücü düzen yerle bir edilmeden hiçbir canlıya rahat vermeyeceklerini ve “Hayvana, insana, yeryüzüne özgürlük” çığlığını büyüteceklerini ifade ediyorlar.

Alınteri / Ankara

Ayrıca Kontrol Et

Sol Liberal “Radikal Demokrasi”- II

Sol veya “sosyalizm” iddiası taşıyanların “nihai çözüm” ya da sosyalizme varmak için “tek yol” olarak sarıldıkları demokrasiyi -en “radikal” sıfatını da ekleseler- burjuvazinin demokrasi söyleminden ayıran nedir? Tarihin (sınıflar mücadelesinin) sonunu demokrasiyle düzeltilmiş kapitalizmde gören neoliberalizmden nerede ayrılmaktadırlar? Sol liberalin yanıtı bellidir: “Eşdeğer” söylemlerin farklılığında!